2015–2016 yılları… Türkiye’nin yakın tarihinde şehir çatışmalarının, darbe girişiminin ve çok boyutlu güvenlik tehditlerinin aynı zaman diliminde yaşandığı kırılma noktası.
Güneydoğu Anadolu’da yürütülen çukur–barikat eylemleri, yalnızca bir terör taktiği değil; şehirleri savaş alanına çeviren, toplumsal dengeleri sarsan ve devlet otoritesini hedef alan organize bir stratejiydi. Aynı dönemde gerçekleşen 15 Temmuz darbe girişimi ise devletin içine sızmış başka bir yapılanmanın varlığını tüm açıklığıyla ortaya koydu.
Bu çalışma, farklı ideolojilere sahip iki yapının PKK ve FETÖ’nün ortak hedef doğrultusunda nasıl kesiştiğini sorguluyor. Silahlı çatışmanın sahadaki yüzü ile kurumsal sızma, istihbarat ve algı operasyonlarının arka planını birlikte ele alıyor.
Resmî belgeler, tarihsel analiz ve nitel araştırma yöntemleri ışığında hazırlanan bu eser; çukur–barikat sürecinin bilinmeyen yönlerini, örgütler arası olası iş birliği iddialarını, devletin verdiği karşılığı ve sürecin toplumsal etkilerini akademik bir çerçevede ortaya koyuyor. Yalnızca geçmişi anlamak için değil; benzer tehditlerin gelecekte nasıl önlenebileceğini tartışmak için de önemli bir kaynak niteliği taşıyor.
Türkiye’nin en kritik dönemlerinden birine güvenlik, siyaset ve toplum perspektifinden derinlemesine bir bakış…