Modernleşme çok boyutlu bir dönüşüm sürecidir. Bu dönüşümün en belirleyici boyutlarından biri ise devletin kendisini yeniden örgütleme biçimidir.
Rusya'nın XVIII. yüzyıldan itibaren gerçekleştirdiği dönüşüm, modern dünya tarihinin en dikkat çekici kurumsal yeniden yapılanma süreçlerinden biridir. Avrupa'dan Pasifik'e uzanan devasa bir coğrafyada, birbirinden farklı etnik, kültürel ve dinsel toplulukları ortak bir idari yapı içinde bir arada tutmaya çalışan Rus devleti, modernleşmeyi yalnızca ekonomik bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda bir yönetilebilirlik problemi olarak deneyimlemiştir.
Bu kitap, Rus modernleşmesini yalnızca Alman uzmanların faaliyetleri ya da tek tek reformlar üzerinden açıklamak yerine, Alman kurumsal rasyonalitesi ile Rus devlet geleneği arasında yüzyıllar boyunca gelişen çok katmanlı etkileşim çerçevesinde ele almaktadır. Bürokrasi, maliye, askerî organizasyon, teknik eğitim, sanayi, nüfus yönetimi ve devlet kapasitesi gibi alanlardaki dönüşümler, kronolojik bir tarih anlatısından çok, kamu yönetimi ve siyaset biliminin kavramsal araçlarıyla değerlendirilmektedir.
Bu çalışma, Rusya'nın modernleşmesini ne Batı'nın basit bir kopyası ne de bütünüyle kendiliğinden gelişmiş özgün bir model olarak görmektedir. Aksine, dışarıdan alınan kurumsal araçların Rusya'nın kendine özgü coğrafi, toplumsal ve siyasal koşulları içinde yeniden şekillenerek özgün bir devlet kapasitesine dönüşme sürecini incelemektedir.
Bu nedenle kitap, Alman etkisinin tarihini anlatmanın ötesinde, modern devletin büyük ölçekli ve çok etnisiteli bir coğrafyada nasıl inşa edildiğine ilişkin daha geniş bir kurumsal hikâye sunmaktadır.