Hayatta birçok şeyi bilmediğim gibi, kendi kitabımın tanıtımını yazmayı da bilmiyorum. Hepimiz ama hepimiz hayatımızı yalnızca içimizde yaşadığımız duygulardan ibaret olarak görüyor, algılıyoruz. Bu duyguların bir kısmı yaşadıklarımızdan, bir kısmı hissettiklerimizden, bir kısmıysa okuduklarımızdan oluşuyor. İşte benim de duygularım, çoğunlukla okuduğum kitaplardan oluşuyor. Kendi iç dünyamın dahi tanımını benden çok daha iyi yapan yazarlar, düşünürler var. Hâl böyleyken benim, üzerine söyleyeceğim şeyler basit, yavan kalır ancak yine de her insanın yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla dünyaya verdiği veya vermek istediği bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Birçok yazar okudum, birçoğunu da maalesef henüz tanımış değilim. Bu sebeple ister istemez belki kopyaya düştüm, belki özgün kalabildim, bilmiyorum. Yazılarımın hemen hemen hepsini mutsuzken yazdım desem zannediyorum yanılmış olmam. Aforizmalar kısmında bazı düşüncelerim yanlış da olsa savunmaya çalıştım. Buradaki niyetim, ifade edebilme yeteneklerimi görmekti. Kitabımda yazmış olduğum bazı görüşler belki zamanla değişiklik gösterebilir, bunları zamana bırakıyorum. İnsanlık olarak iletişimimizin çok geliştiğini ancak bu gelişimin yalnızlığımızı artırdığını düşünüyorum. Ben bu yalnızlıkta kendime edebiyatı dost bildim, sanırım ömür boyu arkadaşım olarak kalacak. Edebiyata olan inancımı, Italo Calvino’nun 1967 yılında, arkadaşı Francesco Leonetti’ye yazdığı şu sözlerle noktalamak istiyorum: ‘‘Edebiyata daha çok inan, içinde yaşayacağımız korkunç yıllarda bize kalan bir tek bu olacak.’’