Sorgu ve Karar: Psikolojik, Hukuki ve Etik Boyutlarıyla Adli Görüşme
Bir soruşturmacı odasına giren kişi, oradan nasıl çıkar? Gerçeği mi söyler, yoksa söylemez mi? Ve daha da kritik soru: söylediklerinin gerçekten doğru olup olmadığını kim, nasıl bilebilir?
Bu kitap, adli görüşme ve sorgu psikolojisinin kesiştiği o zorlu alana bilimsel ve insancıl bir mercek tutuyor. Mülakat ile sorgunun yalnızca teknik değil, köklü bir epistemolojik ayrım olduğundan yola çıkan yazar; bilgi toplama süreçlerini, ego savunma mekanizmalarını, yalan söylemenin bilişsel maliyetini ve stres altındaki insan davranışını hem kuramsal hem de uygulamalı bir perspektiften ele alıyor.
Kitabın omurgasını oluşturan üç ana hat birbirini tamamlar nitelikte: Birincisi, mülakatın ve sorgunun psikolojik atmosferi — güven mi kurulur, yoksa baskı mı uygulanır? İkincisi, zihnin kendi gerçeğini nasıl savunduğu — inkâr, yansıtma, rasyonalizasyon ve bilişsel yük altında çöküş. Üçüncüsü ise hukuki ve etik çerçeve — Miranda'dan CMK'ya, yanlış itirafların anatomisinden sorgu kaydının zorunluluğuna uzanan yapısal bir değerlendirme.
Kitap boyunca Fisher ve Geiselman'ın Bilişsel Mülakat modelinden Reid Tekniği'ne, Loftus'un bellek araştırmalarından Gudjonsson'ın uyumluluk ölçümlerine, Kassin'in yanlış itiraf tipolojilerinden Drizin ve Leo'nun uzun süreli sorgu bulgularına kadar alan yazınının temel çalışmaları hem eleştirel hem de bütünleşik bir bakışla aktarılıyor. Ampirik araştırmalar yalın anlatıya dönüştürülürken hiçbir zaman kuramsal derinlikten ödün verilmiyor.
Bu kitap; polis, savcı, avukat ve adli psikologların yanı sıra insan hakları alanında çalışan herkes için vazgeçilmez bir kaynak. Çünkü doğru soruyu sormak, doğru yanıtı almaktan önce gelir.