Sultan Murad, Batı kültürünü incelikli üslupla özümseyen bir hükümdar olmanın ötesinde, duygularında trajedi ile estetik hazzı iç içe yaÅŸayan karakteri temsil eder. Saray erkânı Sultan Murad’a baÄŸlılığını bildirse de, Osmanlı padiÅŸahlarında geleneksel olarak uygulanan kılıç kuÅŸanma töreni kendisine düzenlenmemiÅŸtir. Bu durum, Sultan’ın meÅŸru anlamda tahta çıktığına dair şüphe uyandıran olgudur. Osmanlı modernleÅŸmesinin sancılı bir evresini anlamak, Tanzimat sonrasında ÅŸekillenen yeni düzen arayışı ile Batıya yöneliÅŸin yarattığı güvensizlik ve yabancılaÅŸma duygusunu dikkate almayı gerektirir. Bu baÄŸlamda Sultan Murad’ın ÅŸahsiyeti, duygusal ve siyasal çalkantıların somutlaÅŸtığı zeminde okunabilir. Amcası Abdülaziz’in hal ’edilmesi ve sonrasında yaÅŸanan şüpheli ölümü, Murad üzerinde derin bir korku iklimi yaratmıştır. Bu çalışmada, Sultan Murad’ın diÄŸer hanedan üyelerinden farklı olarak uzun süre göz hapsinde tutulması ve bestekârlık yönü ele alınmaktadır. Çalışmanın odak noktası, ÇıraÄŸan Sarayı’nda geçen göz hapsi ile onun müzik tutkusu arasındaki iliÅŸkidir. Böylece, tarih yazımında bazen ihmal edilen ya da görmezden gelinen sanatçı kiÅŸiliÄŸi üzerinden Sultan’ın portresi sunulmaktadır. Bu portrede acı ile haz aynı aynaya bakar; ölümün aynasına.    Â