Bugün Türk gençliğinin zihninde, tarihe bakışla ilgili çok temel bir bölünme yaşanmaktadır. Bazıları devletin başarı hikayesini sadece Osmanlı'dan, bazıları sadece Cumhuriyet'ten, bazıları ise yalnızca İslam öncesi Türk kağanlıklarından başlatmaktadır. Bu parçalı bakış açısı, tarihi olayları ideolojik kutuplara hapsederek, binlerce yıldır hiç durmadan işleyen o büyük ve kesintisiz mekanizmayı gözden kaçırmamıza neden olur. Oysa Türk devleti; rejimler, hanedanlar, dinler ve coğrafyalar değişse de, temel işletim mantığı hiç değişmeyen devasa bir sürekliliktir. Elinizdeki bu kitap, işte bu parçalanmış zihniyeti birleştirme ve Türk milletinin devlet geleneğini "Algokrasi" kavramı üzerinden yeniden okuma denemesidir. Türkler, tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren devleti şahısların geçici hevesleriyle değil; "Töre" adı verilen sistematik, kural temelli ve öngörülebilir bir akıl ile yönetmişlerdir. Bilge Kağan'ın "İl gider, töre kalır" sözüyle özetlediği bu felsefe, aslında "sistemlerin şahıslardan üstün olduğu" bir "algoritma sürekliliği" ilkesidir. Biz, binlerce yıldır kesintisiz olarak devam eden, kuralı her şeyin üstünde tutan, liyakati merkeze alan ve veriye dayalı işleyen bu devlet aklını "Türk Algokrasisi" olarak tanımlıyoruz.