Bazı yaralar zamanla kapanmaz; sadece sessizleşir. Bazı insanlar ise yaşamayı değil, hayatta kalmayı öğrenir. Duru Gülce Laroven de yıllardır başkalarının acılarını dinleyen, kendi acılarını ise derin bir sessizliğin ardına saklayan başarılı bir psikologdur. Dışarıdan kusursuz görünen hayatı, çocukluğundan taşıdığı kırık hatıraların ve bastırılmış duyguların gölgesinde şekillenmiştir. Bir danışanıyla başlayan sıradan bir gün, beklenmedik bir saldırıyla hayatının akışını değiştirir. Ardından gelen medya ilgisi, görünür olmanın yükü ve geçmişinden kaçamayacağını hatırlatan yeni karşılaşmalar, Duru'yu yalnızca başkalarının ruhunu değil, kendi ruhunun karanlık odalarını da keşfetmeye zorlar. Her yeni yüz, her yeni hikâye ve her yeni sınav, onu yıllardır kaçtığı gerçekle biraz daha yüz yüze getirir. Yarım Kalanlar; çocukluk travmaları, ruhsal iyileşme, sevgi, kayıp, dostluk ve yeniden başlayabilme cesareti üzerine kurulmuş, psikolojik derinliği güçlü bir romandır. İnsan ruhunun en kırılgan noktalarını incelikle işlerken, okuru da kendi sessizlikleriyle yüzleşmeye davet eder. Çünkü bazen en büyük eksiklik, tamamlanamamış bir hikâye değil; insanın kendini affedememesidir. Belki de hepimizin içinde, tamamlanmayı bekleyen bir hikâye ve yarım kalmış bir hayat vardır.