Genç arkeolog Kerem, Doğu Anadolu'daki bir kazıda ortaya çıkan gizemli bir kabartmayla karşılaştığında hayatının akışı kökten değişir. Yedi üçgenli bir kompozisyon, hiçbir kataloğa uymayan bir tipoloji ve bilinen hiçbir dönemin kalıplarına sığmayan semboller... Meslektaşı Melike'nin çağrısıyla sahaya inen Kerem, toprağın altında binlerce yıldır saklanan bir sırrın ilk ipucunu yakalar.
İpuçları onu Rüzgâr Dağı'ndan Ateş Dağı'na, Su Dağı'ndan Toprak, Işık, Karanlık ve Ruh Dağı'na uzanan destansı bir yolculuğa sürükler. Her dağ bir elementi, her element bir koruyucuyu, her koruyucu ise çözülmeyi bekleyen kadim bir bilgeliği barındırmaktadır. Kerem, bilim insanının şüpheciliğiyle mistiğin sezgisi arasında gidip gelirken, yalnızca dışındaki değil içindeki dağları da aşmak zorunda kalır.
Yanında, yarım asırlık sırlarını taşıyan gizemli rehber Elmas ve elementlerin dengesini bozmaya çalışan karanlık güç Edras ile yüzleşen Kerem, XRF cihazı bir elinde, flüt kamışı diğerinde, bilimle mitolojinin kesiştiği sınırda yürür. Stronsiyum anomalileri, bilinmeyen element profilleri ve akustik-optik etkileşimler; her keşif onu hem evrenin gizemlerine hem de kendi iç dünyasının derinliklerine bir adım daha yaklaştırır.
Yedi Dağın Sırrı, arkeolojik gerilimin nefes kesen temposuyla felsefi derinliği bir arada sunan, Anadolu coğrafyasının büyüleyici atmosferinde bilim ile kadim bilgeliğin dansını anlatan bir roman. Dinle, yan, arın, köklen, gör, kabul et, ol — yedi dağ, yedi kelime, tek bir dönüşüm yolculuğu.