Yeryüzü ve göklerle ilgili eskiden olduğu gibi günümüzde de birçok teori ortaya atılmıştır. Bu iki büyük nesne insanların ilgisini çekmiştir. Din ile ilgilenen bilim adamları da dâhil olmak üzere birçok bilim adamı yeryüzü ve göklerle ilgili araştırma yapmışlardır. Bu iki nesne ile ilgili, vahye dayalı din kitaplarında birçok bilgi verilmesinin yanında, birçok bilim adamının gözlem verileri ve teorileri de mevcuttur. Günümüzde Kopernik ile başlayıp Galileo ile devam eden varsayım ve gözlemlere dayalı teori kabul görmüş ve evrenin Güneş merkezli olduğu, yeryüzünün de diğer gezegenler gibi küre olup Güneş etrafında döndüğü varsayılmıştır. Yeryüzü ve gökler çok büyük nesneler olup, insan bu nesneler içinde yaşamaktadır, dolayısıyla bu çok büyük nesnelerin gözlemle kavranması zor ve yanıltıcı olabileceğinden, hem gökleri hem yeri hem de yeryüzündeki yaşamı yaratan tarafından verilen verilerin, gözlemlerden daha doğru ve isabetli olacağı bir gerçektir. Bu nedenle Kur’an ve diğer semavi kitaplardan Tevrat’ta geçen yeryüzü, gökler ve yaratılışla ilgili tanımlamalar yeryüzü ve göklerin anlaşılmasında gözlemlerin önüne geçmektedir. Bu çalışmada Kur’an’ın yeryüzü ve göklerle ilgili verdiği bilgiler doğrultusunda Tevrat’ın destekleyici verileri de kullanılarak yeryüzü ve göklerin formlarının ne olması gerektiği tartışılacaktır.