Efsaneler, mitozlar, söylenceler bir toplumunun kimliğini belirleyen kültürel yapısında önemli yer tuttuğu gibi insanlığın tarihsel-kültürel gelişimi hakkında da ipuçları verir. Bu efsaneler, zamanla bulunduğu coğrafyada -bazı değişikliklere uğrayarak- halkların ortak kültürel değerleri haline gelmiş, evrensel bir nitelik kazanmıştır.
Egemenler tarihler boyu, mitozları, efsaneleri, söylenceleri ya unutturmaya çalışmış ya da kendi egemenlik sistemini besleyen kültürel kaynaklara dönüştürerek deforme etmişlerdir.
Oysa efsane kahramanları, çoğunca ezen-ezilen ilişkisi içinde ezilenlerin, baskı altında tutulanların, tarihe kalmış simgesel eylemlerinin özneleridir. Nayim Gül, Anonim Halk Efsaneleri kitabında, geçmişten bugüne efsanelere, mitozlara, söylencelere egemen mantığın dışında ezilenden yana bir bakış getirerek alternatif bir antropojik yazım çabasına giriyor. Prometheus, Köroğlu, Hızır-İlyas, Amazonlar, Sultan Nevruz-Demirci Kawa, Nasrettin Hoca gibi Ortadoğu coğrafyasına mal olmuş efsaneleri, mitozları ve söylenceleri bilimsel bir tarih-kültür okuması ile yerli yerine oturtarak, kültür dünyamıza başka bir zenginlik katıyor.
Onun kalemi, tarihsel-antropolojik sorunları ele alırken, ezilenin, sömürülenin, egemenlerin gadrine uğramışların yanında bir kalem.