Bu çalışma, İbn Sînâ ve İbn Hazm’ın aşk anlayışlarını karşılaştırmalı olarak ele alarak, aşkın metafizik, kozmik ve beşerî boyutlarını incelemeyi amaçlamaktadır. İbn Sînâ’nın, aşkı kozmik bir gerçeklik ve varoluşun temeli olarak ele alan sudûr nazariyesi ile İbn Hazm’ın, beşerî aşkı ahlaki sınırlar içerisinde yaşanması gereken bir duygu olarak tanımlaması, çalışmanın temel hareket noktalarıdır. Çalışmanın amacı, aşkın dengeden sapması sonucu ortaya çıkan şiddet ve haz aşırılıklarının nedenlerini analiz etmek ve bu aşırılıkların nasıl kontrol altına alınabileceğine dair felsefi bir çerçeve çizmektir. Bu doğrultuda, İbn Sînâ ve İbn Hazm’ın aşk anlayışlarından hareketle modern toplumun bireysel ve toplumsal şiddet sorunlarına yönelik bir çözüm önerisi geliştirmek hedeflenmektedir. İbn Sînâ ve İbn Hazm’ın aşk anlayışları, "itidal" kavramı çerçevesinde, kozmik ve beşerî düzlemlerde ilahî aşkın yönlendirici rolüne vurgu yapar. Her iki düşünür de aşkta aşırılığı, insanın bedensel arzularına yönelmesi ve ilahî olandan uzaklaşmasıyla ilişkilendirir. İbn Sînâ’nın, aşkı, ilahî hakikate yönelten kozmik bir güç ve varlık düzeninin temeli olarak tanımlayan metafizik yaklaşımı; İbn Hazm’ın ise beşerî aşkı ahlaki itidal ve sınırlar içinde yaşanması gereken bir duygu olarak ele alan tasvirî anlayışı, modern toplumda aşkın şiddet ve haz aşırılıklarından arındırılmasına yönelik bir çözüm sunar. Bu çözüm, bireyin, duygularını rasyonel akıl ve ahlaki erdem temelinde disipline etmesini ve aşkı denge içinde yaşamasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla, çalışmamızda, aşkın insan ruhunda bir denge arayışı olduğu ve itidalin bireysel huzurla birlikte toplumsal barışın da teminatı olabileceği vurgulanmaktadır. İbn Sînâ ve İbn Hazm’ın yaklaşımlarından hareketle, modern toplumda aşkın şiddet ve haz aşırılıklarının kontrolü için rasyonel akıl ve ahlaki denge temelli bir perspektif önerilmektedir.