Atatürk, Türk Tarih Kurumu’nu kurarken yalnızca bir kurum inşa etmiyor; Türk milletinin dünya tarihindeki yerinin ilmî yöntemlerle yeniden araştırılmasını istiyordu. Özellikle Sümerler ve Etrüskler üzerine dikkat çekmesi, Batı merkezli tarih anlayışına karşı ortaya konmuş önemli bir vizyondu. Ancak zamanla ortaya atılan aşırı ve temelsiz iddialar, bu alandaki ciddi araştırmaların gölgede kalmasına neden oldu.
Ordinaryus Profesör Reha Oğuz Türkkan, işte tam bu noktada fanatizmin ve sloganların ötesine geçerek meseleye tarih, dil, kültür ve medeniyet ekseninde yaklaşmaktadır. Atlantis efsanesinden Sümer tabletlerine, Etrüsk uygarlığından Orta Asya’nın kadim mirasına kadar uzanan bu çalışma; peşin hükümlerden uzak, sorgulayıcı ve araştırmacı bir bakış açısıyla okuyucuyu farklı bir tarih yolculuğuna davet ediyor.
Batılı tarih tezlerinin görmezden geldiği bağlantılar nelerdir?
Kadim uygarlıklarla Türk tarihi arasında gerçekten nasıl ilişkiler vardır?
Tarih boyunca hangi gerçekler ideolojik kaygılarla örtülmüş ya da yok sayılmıştır?
Reha Oğuz Türkkan’ın vefatından önce kaleme aldığı son eserlerden biri olan bu kitap; zengin kaynakçası, dikkat çekici tespitleri ve cesur yaklaşımıyla yalnızca Atlantis, Sümer ve Etrüsk tartışmalarına değil, dünya uygarlık tarihine dair yerleşmiş kabullere de farklı bir perspektif sunuyor.
Çünkü tarih, bazen yalnızca anlatılanlardan değil; özellikle susturulanlardan da oluşur.