İnsanın kendisini yaÅŸadığı ÅŸeylerden soyutlayıp tam anlamıyla objektif olması, yani, acılı bir dönemle ilgili yazarken çuvaldızı kendimize batırmak çok zor. Buna raÄŸmen yakın geçmiÅŸimizle ilgili bir deÄŸerlendirme daha olmasında yarar var. Her dönemle ilgili olarak farklı amaçlarla yazılmış yüzlerce kitaba rastlıyoruz ve okudukça doÄŸruya biraz daha yaklaÅŸsak da tam olarak ne kadar yaklaÅŸtığımızı bilemeyiz. Tarih çoÄŸu zaman hiç bitmeyecek tartışmalarla dolu. Ayrıca her okur da rastladığı bilgileri seçerek alır, çoÄŸu kez hoÅŸlanmadığı veya inancına aykırı bulduÄŸu ÅŸeyleri eler. Ancak yazarın amacı da önemlidir. Burada herhangi bir siyasi iddiadan yıllar önce uzaklaÅŸmış ve geride bırakmış bir kiÅŸinin deÄŸerlendirmeleriyle karşılaÅŸacaksınız. Niyetim kimseleri aklamak veya karalamak deÄŸil.Â
Geçmişle ilgili en büyük kazancımız ve mutluluğumuz başka türlü tanışma olanağı bulamayacağımız iyi insanlarla karşılaşmak oldu. Bu dostluklar hayatımızın son gününe kadar en değer verdiğimiz şeylerden biri olmaya devam edecek ve ara sıra da olsa kırdığımız ama çalışmalarımızın yoğunluğu nedeniyle çoğu zaman yeterince özen gösteremediğimiz arkadaşlıklar için üzüntümüz bitmeyecek.
Uzak geçmişteki yaşadıklarını anlatan kişi, artık o geçmişteki kişi değildir. Yaşadıkları onu farklılaştırmıştır. Bu değişimin ne yönde olduğu önemli, çünkü her yön farklı anlatım getirir. Ayrıca değişim doğrusal ve tek yönlü değildir. Her dönemde bakışlar belli yönlerde derinleşebilir veya değişir. Bu da bir zorluktur çünkü, artık olmadığı bir kişiyi anlatmak belli bir beceri gerektirir. Geçmişin bocalamalarını, gençlik saflıklarını, pişmanlıkları, kırgınlıkları, başarısızlıkları tam bir samimiyetle ifade etmek olanaksızdır, çünkü bir parçamız hala orada kalmıştır.