"Bir insanı sevmekle başlar her şey..." Sait Faik'in bu zamansız cümlesiyle yola çıkan Adem Öner, edebiyatın sayfalarını hayatın sıcak anılarıyla birleştiriyor. Mürekkebin sese, dizelerin hatıraya dönüştüğü bir yolculukta; İstanbul’un kadim semtlerinden Giresun’un fındık bahçelerine uzanan samimi bir anlatı sunuyor.
Beyazıt'ın simgesi şair Hüseyin Avni Dede’nin hüzünlü bakışlarından Tarık Akan’ın aydınlık duruşuna, İlhan İrem’in ruhu iyileştiren şarkılarından Neşet Ertaş’ın yanık bozlaklarına kadar geniş bir sanat coğrafyasında gezinen bu eser, bir edebiyat öğretmeninin dersliklerde biriktirdiği yaşanmışlıkları odağına alıyor. İlk dersin ve ilk yoklamanın o heyecan dolu eşiğinde, edebiyatı güncel yaşamla sınıf içinde buluştururken genç zihinlerde şiirin gücüne dair unutulmaz bir farkındalık yaratıyor.
Cumhuriyet ile yoğrulmuş portreler; Sait Faik’in öykülerindeki vicdanı, Orhan Veli’nin muzipliğini, Ömer Seyfettin'in duruluğunu ve Haydar Ergülen’in bilgeliğini hayatın tam merkezine taşıyor. Anıların yamacında hüzün eserken, Giresun’un kalbinde her dem özlenen, unutulmaz eğitimci, Beşiktaş’ın sembol ismi Süleyman Seba’nın da yakın dostu olan Faik Karakılıç gibi gönül insanlarına açılan vefa parantezleri, metni sadece bir anı kitabı olmaktan çıkarıp derin birer kadirşinaslık belgesine dönüştürüyor.
Edebiyatın sadece kağıt üzerinde kalan bir metin değil, bizzat yaşanacak bir kimlik olduğunu savunan bu yazılar; unutulmaya yüz tutmuş incelikleri yeniden gün ışığına çıkarıyor. Geçmişin seslerini bugünün dünyasına ulaştıran o görünmez köprüden geçmeye, hayatı bir yudum edebiyatla yudumlamaya davetlisiniz.