Böceklerin başkalaşımları, bana her zaman Darwin kuramının en büyük güçlüklerinden biri gibi görünmüştür. Çoğu durumda bireyin gelişimi, belli bir ölçüde türün gelişim tarihini yeniden üretir; ancak hareketsiz ve adeta şuursuz görünen pupa evresi, olgun bir formu temsil ediyor olamaz. Bildiğim kadarıyla şimdiye dek hiç kimse, Bay Darwin’in görüşleri doğrultusunda, örneğin bir kelebeğin yaşam döngüsünde olduğu gibi, ağız yapısının başlangıçta çiğneyici iken sonradan emmeye uygun hâle gelmesini açıklamaya teşebbüs etmemiştir.
Bu güçlüğün anahtarının kanaatimce, daha önce bir makalemde dikkat çektiğim gelişimsel değişimler ile uyumsal değişimler arasındaki ayrımda bulunabileceğini düşünüyorum. Böcek larvaları hiçbir surette kusursuz erişkin formun yalnızca geçici gelişim evreleri değildir. Aksine, onlar da doğal seçilimin etkisine tabidir ve bütünüyle kendi ihtiyaçları ile içinde bulundukları koşullara bağlı değişimlerden geçerler.
Eğer bir canlı gençliğinde belirli bir yaşam biçimini sürdürür ve belirli bir besinle beslenirken, daha sonra kendi büyüyüp güç kazanması yahut mevsimlerin değişmesi gibi sebeplerle alışkanlıklarında ya da beslenme tarzında küçük de olsa bir değişim yaşarsa, derhâl yeni kuvvetlerin etkisine girer. Böylece doğal seçilim, o canlı üzerinde iki farklı ve belki de birbirinden oldukça ayrı biçimde tesir etmeye başlar; bu da zamanla, arada bir değişim ve durgunluk evresini zorunlu kılacak kadar büyük farklılıklara yol açabilir.