Filistin edebiyatı ve kültürü üzerine çalışmaya başladığım ilk günden bu yana kendimi fevkalade bir hikâyenin içerisinde buldum. Binlerce farklı haysiyet kavgasının birleşiminden oluşan bu görkemli hikâye, her gün biraz daha hayran bıraktı beni kendisine. Filistin halkı, tüm engellemelere ve zulme rağmen kimliğini ve vatanını muhafaza etmek için yorulmaksızın mücadele etmeye devam ediyordu. Bu mücadelenin çok farklı cepheleri vardı. Ve hiç şüphesiz ki, ülkemizde daha fazla bilinmeyi hak ediyordu. Filistin’in hikâyesi ve artık birçoğu aramızda olmayan o onurlu insanların mücadelesi üzerine çok daha fazla konuşmalı, en ağır bedeller karşısında dahi geri adım atmayan o soylu inatlarını daha fazla anlatmalıydık birbirimize.
İngiliz mandası altındaki Radyo Jerusalem’ın hikâyesi de bunlardan birisiydi. Filistin halkı için oldukça kritik bir dönemde kurulan bu radyo çok büyük bir mücadeleye sahne olmuştu çünkü. Tehditler, baskılar hatta terör saldırıları... Hiçbir şey yıldıramamıştı onları. İsrail’in kuruluşuna giden yolda, bütün güçleriyle ayakta kalmaya çalıştıkları bir cephe olmuştu Kudüs’teki radyo binası.
Bana çok şey öğreten bir kitap oldu. Filistin çalışmalarına katkı sunması ve değerli okuyucular için de faydalı olması en büyük temennimdir.
Filistin’i anlatmaya devam etmek duası ile...
Peren Birsaygılı Mut
Mayıs 2026, İstanbul