Hayatımızı kendi kararlarımızla şekillendirdiğimizi düşünürüz. Peki, arzularımızı, kimliklerimizi ve inançlarımızı gerçekten kendimiz mi seçiyoruz, yoksa bizden çok daha büyük toplumsal güçler mi bizi biçimlendiriyor? İktidar yalnızca devletlerin ve kurumların elinde mi, yoksa dilimize, ilişkilerimize, bedenimize ve en sıradan alışkanlıklarımıza da mı sinmiş durumda? Küreselleşmenin, kültürel çatışmaların ve dijital teknolojilerin dönüştürdüğü bir dünyada, içinde yaşadığımız toplumu anlamak için hangi düşünsel araçlara ihtiyacımız var?
Anthony Elliott ve Charles Lemert, Çağdaş Sosyal Teoriye Giriş’te modern toplumun karmaşık yapısını anlamaya çalışan başlıca düşünce geleneklerini ve teorisyenleri bir araya getiriyor. Frankfurt Okulu’ndan Amerikan pragmatizmine, yapısalcılık ve postyapısalcılıktan feminizme ve eleştirel teoriye uzanan geniş bir düşünsel alanda; iktidar, kimlik, kültür, toplumsal hareketler ve küreselleşme üzerine yürütülen tartışmaları inceliyor. Adorno, Marcuse, Foucault, Giddens, Bourdieu, Goffman, Butler, Žižek, Castells ve Bauman gibi düşünürlerin yaklaşımlarını tarihsel ve siyasal bağlamları içinde ele alırken, ağlar, riskler ve küresel ilişkilerden dijital devrimin toplumsal etkilerine kadar uzanan güncel meseleleri de tartışmaya açıyor. Birbirinden farklı teorik yaklaşımları karşılaştırarak birey ve toplum, özgürlük ve iktidar, gündelik deneyim ve toplumsal yapı arasındaki gerilimleri izliyor.