Bir matematikçi olarak aldığım tasavvuf eğitiminden öğrendiğim ve üzerine almayı arzuladığım en zirve hal çift kanatlı uçmaktır. Her an ölecekmiş gibi ama hiç ölmeyecekmiş gibi. Hakk’ın razı olduğu bir kul ve insan olmak için gerekli olana ulaşmaya çıktık yola. Yolda bir sürü kâmil insan çıktı karşımıza. Biz de dedik ki cihanda faydaları gani olan bu büyüklerimizi anlamaya gayret edelim, onların hasletlerini alıp kendimizden olanı da katıp bir eser verelim.
Hak bizi yakın tarihimizin iki cihana hizmette en güzel örneklerinden Şeyh Şerafettin Hazretleri ile buluşturdu. Onu hak ettiği ölçülerde ifade edebilmeyi ve onun sesi olabilmeyi diledim. Beşeri kusurlarım için yine bunu bize lütfedene sığınırım.
Bu kitap tezle başladı ama çok geçmeden bir uyanışa dönüştü. Her satırda geçmişin sessiz ama derin sesi duyuldu. Her cümlede bu güne akan bir hakikat belirdi. Yolun taşları sabırla döşendi. Kelimeler bazen acıyla yazıldı, satırlar hakikatin eşiğinde titredi.
Bu kitap sadece bir yaşamı değil bir devrin ruhunu, bir kalbin çabasını ve görünmeyen bağların izini taşıyor.
Yasemin Deprem; Şeyh Şerafettin Hazretlerinin izini sürerken aslında kendi iç yolculuğunun haritasını çizdi. Çünkü o, sadece araştırmacı değil; aynı zamanda seyyah ve yaratılışın peşinde yürüyen kadim bir ruh.
Tarih ile tasavvuf, ilim ile bilgelik, görünen ile görünmeyen bu sayfalarda bir araya geliyor.
Ve şimdi bu yolculuk, siz okuyucularının ellerinde devam edecek.
Bazen geçmiş, bir kitaptan bugüne seslenir ve belki de siz, satırlarının arasında kendinize ait bir iz bulursunuz.
Bu kitap, Elif gibi duruşun dirilişidir.