Bu kitap, üretimden ve liderlikten söz ederken yalnızca nasıl sorusunu sormaz. Asıl olarak şunu sorar: "Kimin adına ve hangi bilinçle?"
Günümüz iş dünyası; hız, verimlilik ve rekabet kavramları etrafında şekilleniyor. Ancak bu yoğunluk içinde çoğu zaman unutulan bir hakikat var: İnsan sahip değildir; emanetçidir. "Enerji" dediğimiz şey, çoğu zaman gözle görülmeyen,
elle tutulmayan; yalnızca hissedilen bir oluşumdur. Bu
yüzden onu anlamaya çalışmak başta soyut ve uzak görünebilir. Oysa gerçek şudur: Enerji, hayatın ta kendisidir.
Ve insan, her hücresiyle, her düşüncesiyle, her duygusuyla bu akışın içindedir.
Emanet Bilinci, üretimi yalnızca teknik bir süreç olarak değil; ahlaki, vicdani ve insani bir sorumluluk alanı olarak ele alır. Liderliği bir güç gösterisi değil, temsil ve hesap bilinci olarak yeniden tanımlar. İsrafı sadece maddi bir kayıp değil; niyetin, dikkatin ve sadakatin zayıflaması olarak okur.
Bu kitap, bir "uzman" diliyle değil; kendi yolculuğunda defalarca düşmüş, kalkmış, aramış, bulmuş, kaybetmiş ve yeniden hatırlamış bir insanın tecrübesiyle kaleme alındı. Çünkü her arayış, aslında bir hatırlayıştır.
Ve her hatırlayış, çoğu zaman bir kayboluştan sonra gelir.
Yıllara dayanan üretim sahası ve yönetim deneyimini; yalın üretim felsefesi, sistem disiplini ve Kur'an'dan ilham alan bir bakış açısıyla harmanlayan bu eser, okuyucuya teknik reçeteler sunmaktan çok bir zihniyet dönüşümü teklif eder. Bu kitap sana bir şey "öğretmek" için yazılmadı. Bu kitap, zaten içinde olanı hatırlatmak için yazıldı. Emanet Bilinci; yöneticiler, mühendisler, patronlar ve üretim süreçlerinde yer alan herkes için bir çağrıdır:
Sahiplikten vazgeç, sorumluluğu kuşan.
Daha fazla üretmek için değil; daha doğru, daha adil ve daha anlamlı bir iş ve hayat kurmak için...