İnsan, toplumsal bir varlık olarak yaşamını diğer insanlarla kurduğu ilişkiler içinde sürdürür. Bu ilişkilerin sağlıklı, saygılı ve güven temelli bir zeminde gelişmesi, sosyal davranış kurallarını yalnızca bilmekle değil, bu kuralları küçük yaşlardan itibaren içselleştirmekle mümkündür. Çünkü güçlü bir toplum, küçük yaşlarda edep, ahlak ve nezaketle yetişen bireylerle inşa edilir. İşte bu noktada erken çocuklukta yapılacak âdâb-ı muâşeret eğitimi, bireyin karakterini, ahlaki gelişimini ve toplumsal uyumunu şekillendiren temel eğitim uygulamalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kitap, erken çocukluk döneminin gelişimsel özelliklerini dikkate alarak bu dönemde hangi sosyal davranışların kazandırılabileceğini, bu davranışların hangi ilke ve yöntemlerle öğretilebileceğini, aile ile okulun bu süreçte üstlendiği rolleri bilimsel veriler ışığında değerlendirmektedir. Kitapta çocukların yalnızca muâşeret kurallarını öğrenmeleri değil; bu kuralları içselleştirmeleri ve davranışa dönüştürmeleri hedeflenmektedir. Kitapta Kur'an ve sünnet merkezli geleneksel âdâb-ı muâşeret anlayışı ile günümüzün değişen sosyal şartları birlikte ele alınmakta, dijitalleşen dünyada değişen iletişim biçimleri de dikkate alınarak çağın ihtiyaçlarına uygun bir âdâb-ı muâşeret eğitiminin nasıl yapılandırılabileceği tartışılmaktadır. Alan yazınındaki önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlayan bu eser; okul öncesi öğretmenleri, çocuk gelişimi uzmanları, din eğitimi ve eğitim bilimleri araştırmacıları ile çocukların kişilik ve değer gelişimine katkı sunmak isteyen ebeveynler için kuramsal bir başvuru kaynağı niteliğindedir.