Çarlık Rusya’sı, birçok siyasi ve toplumsal nedenleri gerekçe göstererek 1877 yılında Osmanlı’ya savaş ilan eder. Ordularımız bir yandan Tuna cephesinde, diğer yandan Kafkaslar’da ağır şartlar altında çarpışır. Bir yıl süren savaşta tarihin en büyük felaketlerinden biri yaşanır. Milyonlarca insanın kaderi değişir. Binlerce asker şehit düşer, yüz binlercesi savaşın ardından esaretin uzun ve karanlık yolculuğuna sürüklenir. Kimi geri döner, yıllar sonra memleketine ulaşır, kimi ise doğduğu toprakları bir daha göremez. İnsanın hafızası olduğu gibi, toprağın da bir hafızası vardır. Bazen bir rüya, geçmişin kapısını aralar, sizi esrarengiz bir yolculuğa çıkarır ve insan, kendisini hiç bilmediği bir coğrafyada, hiç tanımadığı insanların arasında bulur. Bazen bir hatıra, yıllar önce yaşanmış bir hayatın izini bugüne taşır. Anadolu’dan Tuna’ya, Tuna’dan Baltık kıyılarına uzanan asker Çakır Yusuf’un karmaşık sırlarla dolu gizemli hayatı, zamanın ve hafızanın sınırlarını aşar. Geçmiş ile bugün, rüya ile gerçek arasında şekillenir. Elinizdeki bu roman, sadece 93 Harbini, bir savaşın ya da bir esaretin hikâyesini anlatmaz. Size, kaybolmuş bir hayatın izini sürdürerek, unutulmuş bir geçmişi yeniden hatırlatır ve tarihin sessizliğinde kaybolmuş insanların sıra dışı hayatlarına tanıklık eder.