Londra’nın sisli ve puslu gecelerinden birinde, terk edilmiş bir evin duvarında dehşet verici bir tablo asılı duruyordu. Kont Franz de Louvisan; zarafeti, yakışıklılığı ve hayat dolu enerjisiyle sadece birkaç saat önce herkesi büyüleyen o adam, şimdi duvarlara çivilenmiş cansız bir bedenden ibaretti. Göğsünde ise, her biri toplamda dokuz eden, kan dondurucu bir şifre gibi kazınmış rakamlar parlıyordu.
Scotland Yard, gördüğü vahşet karşısında ilk kez bu kadar çaresizdi. Katil, geride sadece bir kadının zarafetini andıran gölgeler ve viyolonsel telinden bir ölüm ilmeği bırakmıştı. Şüphelerin odağında ise, yasak bir aşkın ve intikamın soğuk nefesini ensesinde hisseden, gizemli bir kadın silüeti vardı.
Tüm ipuçları birbirine dolanırken, olay yerinde bu kördüğümü çözebilecek tek bir zihin vardı: Hamilton Cleek.
Kılık değiştirme sanatındaki ustalığı ve en karmaşık sırları birer ilmek gibi söken keskin dehasıyla Cleek, sadece bir dedektif değil; bir zekâ oyununun mutlak hakimiydi. Ancak bu kez zaman daralıyordu. Katil, rakamlarla kendi ölümcül oyununu kurmuştu ve Cleek’in bu karanlık bilmeceyi çözmesi için önce kendi sınırlarını aşması, zihninin en kuytu köşelerindeki yeteneklerini serbest bırakması gerekecekti.
Agatha Christie’nin kusursuz kurgusunu anımsatan bir labirent, zekanın vahşetle girdiği amansız bir dans...
Gecenin gizemi bir kadının intikamıyla mı mühürlenecek, yoksa Cleek, gölgelerin içindeki o soğuk gerçeği gün yüzüne çıkarabilecek mi? Kılık değiştirme sanatının ustası, bu kez kendi sınırlarını aşmak zorunda.
"Gecenin Gizemi", dedektiflik tarihinin en gizemli karakterlerinden biriyle, soluksuz bir yüzleşmeye davet ediyor.