Hayatımızdan eksilen her şey, zamanın görünmez arşivinde başka bir forma bürünüyor. Köy evleri, kasabalar, dedeler, nineler, çocukluk arkadaşları… Onlardan kalan nesneler ise bu kayboluşun sessiz tanıkları oluyor; çeyiz sandıkları, bakır sahanlar, mektuplar, pullar…
Orhangazi Serbest, öykülerini bir araya getirdiği Hatıra Kılavuzu adlı ilk kitabında kendi kuşağının yanında önceki kuşakların da hafızasında yer etmiş bir dünyanın izlerini sürüyor. Bahçeli müstakil evleri, köylerin kendine özgü ritmini, ilkokul sıralarının masumiyetini, genç kızların yarım kalmış hayallerini, sokak aralarında büyüyen dostlukları ve mektuplara sığan bekleyişleri yeniden görünür kılıyor. 70’li yılların toplumsal ve siyasal atmosferi, duvarlarda kalan sloganlar ve sokakların hafızasına kazınan gerilimlerle öykülerin arka planında yerini alıyor. Değişen zamanın karşısında değişmeyen hayat mücadeleleri; gündelik telaşlar da bu anlatıların doğal bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bu dönüşümün içinde ise aile sofraları, küçük mutluluklardan oluşan sıcak bir hayat duygusu, Hatıra Kılavuzu’nun en güçlü izleklerden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Orhangazi Serbest, duru anlatımıyla kaleme aldığı öykülerinde okuru yalnızca geçmişe değil, kendi hafızasının derinliklerine doğru bir yolculuğa davet ediyor. Hatıra Kılavuzu, öykü ile hayat arasındaki ince çizgide dolaşırken, unuttuğumuzu sandığımız anıların hâlâ içimizde nasıl yaşamaya devam ettiğini hatırlatıyor. Kitap, kendi geçmişimizin izlerini sürme ve hafızamızda saklı kalan yolları yeniden keşfetme imkânı sunuyor.