"İnsan kem sözle yaralanabilir; fakat insanın hakikati, insanların diline teslim değildir."
Bir sabah, yıllarca emek verdiğim hayatın üzerine tek bir kelimenin gölgesi düştü. O kelime beni anlatmıyordu; bana ait olmayan bir kimlik, benim adıma dolaşıma sokulmuştu.
Rektörlük görevini yürütürken, 15 Temmuz'un ardından örgütlü bir iftirayla suçlandım; 907 gün haksız yere hapis yattım, sonunda beraat ettim. Bu kitap o sürecin öfkeli bir hesaplaşması değil; bütün yaşananların ardından Kur'an'a, Nûr sûresinin 26. ayetine dönen bir kalbin anlam arayışıdır.
Yûsuf'un kuyusundan Meryem'in suskunluğuna, Dreyfus'tan Saraybosna'ya ve bugünün ekranlarına; zindandan mağfirete ve rızk-ı kerîme uzanan bu yolculuk tek bir sorunun izini sürer: Bir insan haksız yere suçlandığında, Allah'ın kelamında onun için hangi kapılar açılır?
İftiraya uğrayan herkese; susmakla konuşmak arasında kalan her vicdana, "Delilin nedir?" diye sorabilen her okura bir yol arkadaşlığı… Çünkü kalabalıklar yanılabilir, mahkemeler gecikebilir, dostlar susabilir; fakat Allah katındaki temizlik, insanların diliyle kirlenmez.
Nûr, en koyu karanlıkta bile yol bulur.
Sait Çelik — akademisyen, eski rektör. Yaşadığı süreci 907 Gün, FETÖ Koğuşu, Teslimiyetten Özgürlüğe ve Hak Arama Mücadelesi'nde anlattı. İftiradan İkrama, bu yolculuğun Kur'ânî ufkudur.