Her şey bitti diyerek hüsrâna teslim olanlar; kirliyim, lekeliyim diyerek yılların kararttığı bir kalple Allah’a varılamaz diye kesin bir dille konuşanlar; çâresizim, perîşanım, buradan çıkış yok; battıkça batıyorum diyenler üzülmesinler! Allah’tan ümitlerini kesmesinler ve Allah’ın rahmetini kulların rahmeti ile karıştırmasınlar. Şunu unutmasınlar ki insanın düştüğü yer aynı zamanda kalktığı yerdir ve gecenin en karanlık zamanı, Güneş’in doğuşunun en yakın olduğu zamandır.
Öyleyse şimdi, yeniden doğmak ve tertemiz bir hayâta yeniden başlamak mümkündür. Rahmet kapısı hiç kimsenin yüzüne kapanmamıştır ve bizim kapıyı kapalı görmemiz, o kapıya sırtımızı dönmüş olmamızdandır. Bu kapıların birinden geri dönmüşsen, ötekini çal; bir tânesi mutlaka açılacaktır. Olduğun yerde sâbit durma, çevrene bak. Aradığın kapıyı sana gösterecek nice insanlar, âyetler, işâretler vardır. Bu zamana kadar kurtuluş yönünü hep arkana almış olabilirsin. Ancak gayretinle/niyetinle bugünü dönüştürebilirsin.
Allah’ın, Hz. Peygamber’in ve onun gönül mîrasından nasiplenmiş olanların bize öğrettiği duâlar, mânevi değişim ve dönüşümümüzde bize yol gösteren birer yıldız gibidir. Biz de bu çalışmamızda, hakîkat denizinden çıkarılan inciler misâli duâ âyetlerini ve metinlerini bir araya toplamaya gayret ettik ve ona “İki Deniz İncileri” adını verdik.
“Kur’ân bir deryâdır ki dibi görünmez, her kim daldıysa incisini buldu…”