Elinizdeki kitap tek bir anlatıdan oluşmaz. Bir göç hikâyesi olarak başlayıp farklı seslerin, farklı hatıraların ve farklı düşüncelerin iç içe geçtiği bir metne dönüşür. Bu nedenle okurdan küçük bir dikkat ve sabır ister.
Roman bölümünde Turna’nın yolculuğu anlatılır. Bu yolculuk yalnızca gökyüzünde yapılan bir göç değildir; insanın kendi içindeki menzili aramasıdır. Yol boyunca karşılaşılan vadiler, kuşlar, sesler ve hatıralar bu arayışın izleridir.
Metnin içinde yer alan kuş yazıtları başka seslere aittir. Her biri farklı bir kuşun diliyle konuşur. Bu yazılar yalnızca bir anlatı parçası değildir; bir tanıklık, bir hatırlama, bazen de bir hayat tecrübesidir. Okur bu yazıları Turna’nın yolculuğuna eşlik eden sesler olarak düşünebilir.
Kitabın ters yüzünde yer alan şiirler ise aynı hikâyenin başka bir dilde yankılanmasıdır. Romanın içinde söylenmeyen duygular burada mısralara dönüşür. Böylece metin iki yönlü bir yolculuk hâline gelir: biri anlatının yolu, diğeri şiirin yolu.
Metin boyunca karşılaşacağınız dipnotlar, açıklama yapmak için değil, metin içinde saklı bulunan göndermelerin izini göstermek için yerleştirilmiştir. Mitolojiye, düşünce tarihine, tasavvufa ya da başka metinlere açılan küçük kapılar olarak görülebilir. İsteyen okur bu kapıların ardındaki kaynaklara ulaşabilir.