BEŞ FİLO, YETMİŞ ALTI UÇAK VE VURULAN TÜRK MUHRİPLERİ:
TARİHİN EN TARTIŞMALI OLAYININ PERDE ARKASI
Serinin ilk çalışması Kıbrıs İçin Havalandılar “G-Günü” kitabında, harekâtın ilk günündeki hava indirme, uçarbirlik ve foto-keşif faaliyetleri anlatılmış; ikinci kitap Çelik Kanatlar Kıbrıs Üzerinde’de yakın hava desteği görevleri, yani av-bombardıman filolarının Kıbrıs’ta gerçekleştirdikleri hava taarruzları ele alınmıştı. Kıbrıs’ta Türk Gemileri Nasıl Vuruldu? ise Türk havacılık tarihi araştırmacıları Levent Başara ve Serhat Güvenç’in, Türk gemilerine gerçekleştirilen hava taarruzuna katılan av-bombardıman pilotlarıyla, harekât sahasında keşif ve deniz karakol (D/K) görevlerine katılan pilotlarla yaptıkları görüşmelerden oluşuyor.
“Dünya deniz harp tarihinde, iki gün süren bir savaşta, üç geminin, beş saat süreyle bombardıman edilmesi ve bu süreç içinde dost-düşman tanımlamasının yapılmamasının örneği herhalde yoktur.” Bu iddia, TCG Kocatepe gazisi (E) Dz. Kur. Yb. Özhan Bakkalbaşıoğlu’na ait. Ayrıca Bakkalbaşıoğlu, TCG Kocatepe’nin batmasıyla sonuçlanan talihsiz olayı “bir akıl tutulması” olarak nitelendiriyor.
Gerçekten de beş ayrı filodan, toplam 76 uçağın, TCG Kocatepe, TCG Adatepe ve TCG Mareşal Fevzi Çakmak gemilerine saatlerce taarruz etmesi, bir akıl tutulması mıydı? Üç Türk muhribi neden o bölgedeydi? Muhriplerin orada olduğunu pilotlar biliyor muydu? Gerçekleştirilen ilk taarruz sonunda gemilerin Türk olduğu neden açıklığa kavuşturulamadı? Taarruza neden ısrarla devam edildi?
Filmi geriye saralım: Yunanistan’dan Kıbrıs’a doğru yola çıktığı söylenen, dört muhriple korunan 11 parçalık gemi konvoyunun gerçek olup olmadığı neden tespit edilemedi? Bölgede keşif uçuşları yapan deniz karakol uçakları neden yetersiz kaldı? RF-84F foto-keşif uçaklarının yolladığı fotoğraflar neden dikkate alınmadı? O günlerde Genelkurmay Başkanlığı’ndaki Müşterek Harekât Merkezi’nde neler yaşandı? Üst komuta kademesini tedirgin eden tehlike neydi?
Kocatepe olayı, Türk Silahlı Kuvvetler tarihinin en tartışmalı konularından biridir. Bu çalışmada, TCG Kocatepe’nin batışıyla sonuçlanan hava harekâtı, harp ceridelerinin yokluğunda, ancak gazi pilotların aktardıkları kadarıyla incelenebilmiştir. Bu nedenle, TCG Kocatepe hakkında “son noktayı koymak” ya da “son sözü söylemek” gibi bir iddia taşımamaktadır. Aksine, bilgiye dayalı yeni tartışmaların önünü açmayı hedeflemektedir.