Bir gün bir şey söyledim ve BU sözüm yazdığım kitaplardan daha çok bilindi, benim adımdan daha çok tanındı, Türkiye’ye yayıldı: Kız Neşesi!
Liseli kızların, her yaştan kadın öğretmenin, ev kadınının, çiftçi kadının, büyükannenin, torunun ve annenin BU sözümü bağrına basmasındaki coşku, işte tam da benim o iki sözcüğe sığdırdığım, varlığı insanlığın başlangıcından beri bilinen ama adı özellikle silinmiş, saklanmış,
unutturulmuş o büyük enerjinin, o eşsiz gücün ve o muhteşem ayrıcalığın kendisiydi. BU, kız neşesi’nin ta kendisiydi.
Kız neşesi, candır; dünyanın koru, ateşidir, insan uygarlığının hâlâ devam etmesini sağlayan enerjinin ve gücün, şefkat ve merhametin kaynağıdır.
Kadınlar olmadan ne insanlık ne de insan uygarlığı var olabilirdi; olamaz da. BU yüzden kız neşesi sadece kadınlara değil, erkeklere de büyük bir armağandır.
Kadın yoksa erkek olamaz; kadının ezildiği, öldürüldüğü, haklarının kısıtlandığı bir dünyada uygarlık ve huzur olamaz, zaten hiç olmadı.
*
Buket Uzuner, BU kitabında, “Sevgili Kadınlar, Kız Neşesi adlı BU yaşam enerjinizi babalarınızın, kocalarınızın, ağabeylerinizin, hatta oğullarınızın bile öldürmesine sakın izin vermeyin! O sizin yaşam garantinizdir,
hayatınıza herkes gelir ve gider ama o enerji, o güç sizde
kaldığı sürece hayatta kalırsınız,” diyor.