"Şafak sökmek üzere. Karlı dağların başında koyu kızıl bir renk. Uykuya doymamış da gözleri kızarmış gibi gecenin. Belirsizliğe boyuyor gökyüzünü güneş. Dokuzuncu Kolordu'nun öncü birliği Pitkir Sınır Karakolu'na ulaştı sonunda. Gece kadar yorgun, kızıl gözleri askerlerin. Uykusuz ana kuzuları. Tükenmiş dizlerinde derman, yürümekten sancılar girmiş ayaklarına. Üşümüş çoğu, içine işlemiş dağların acımasız soğuğu.
Titriyor elleri, körpecik bedenleri..."
Yıl 1914, Aralık ayının ortaları. Gökyüzünün dibi delinmişçesine kar döktüğü Doğu Anadolu'da küçük bir Nahiye; Pitkir Sınır Karakolu. Az ileride işgal altındaki topraklar ve Rus askerleri. Karları yara yara atını koşturan muhabereci sabahın erken saatlerinde
karakoldan içeri girdi; Osmanlı Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın ordusuyla Pitkir üzerinden Sarıkamış'a yürüyeceği haberini verdi. Karakışın, soğuğun ve savaşın ortasında küçük bir Nahiye. Her şeyden habersiz halk, kendi dertleriyle meşgul. Kılıcını, silahlarını kuşanıp dağa çıkmış Çil Ali. Nahiye'ye gelin getirilen Sipahi kızına el koymaya kalkan, Gül ile Osman'ın evlenmelerini engellemek için savaş çıkartan Beyler'in kökünü kazımak niyeti. Kışın ağır şartlarının yaşandığı bu dağ sınır karakolunda, tarihin en trajik savaşının yaşandığı sıralarda halk neyle uğraşıyordu, ne tür fedakarlıklar yaptı?
Enver Paşa, Pitkir Sınır Karakolu'nda askerlerine ne dedi?
Sarıkamış'a ilerlerken askerler ne yaşadı, bölge halkı ne yaptı?
Bir gece yarısı yukarı Sarıkamış'a giren Enver Paşa, şehrin tamamını ele geçirmek yerine neden geri çekildi? Mağlubiyet nasıl geldi?
Enver Paşa'nın vasiyeti ne oldu?
Sarıkamış yenilgisinden sonra Pitkir'de neler yaşandı? Ermeni ve Ruslara karşı nasıl direniş gösterildi?
Ve bütün bu kaosun içinde Gül ile Osman'ın kar çiçeği gibi karları yarıp büyüyen aşkı... Hepsi
ve daha fazlası, gerçek kişi ve yaşanmış olaylardan oluşan "Kızıl Kar" romanında.