İlk bakışta, tarih boyunca merak edilen ve “Prester John” olarak adlandırılan baş ruhani-kral Yohannes’in krallığının incelenmesi gibi görünüyor. Ancak bu merakın ardında, Orta Asya’nın göçebe halklarının tarihinde, dünya tarihinin tüm seyrini derinden etkileyen önemli ve dramatik olaylarla dolu bir dönem yatıyor. Bu olaylar, Yohannes ve krallığı efsanesinin doğmasına yol açtı. Lev Nikolayeviç Gumilëv’un bu olayları konu aldığı Muhayyel Hükümdarlığın İzinde adlı eseri, 8. yüzyılda Göktürk Hakanlığı’nın çöküşünden 13. yüzyılın ilk yarısında Moğol İmparatorluğu’nun kurulmasına kadar Büyük Bozkır’ın tarihini inceliyor.
Bu eser, Moğol ve Türk tarihi bakımından önemli olduğu kadar, dinler tarihi açısından da oldukça mühim bir boşluğu dolduracak niteliğe sahiptir. Esasen bu konularla ilgili bilgiler başka kitaplarda da bulunabilir ama Kara Kıtay hanını Avrupalıların nasıl Papa Yohannes yaptıklarını, İnanç-han’ı nasıl Kral David hâline getirdiklerini Lev Nikolayeviç Gumilëv’un satirik üslubuyla okurken duyacağınız zevk, Moğol tarihi konusunda temel kaynak olarak kabul edilen “Gizli Tarih” ile Türk ve Moğollar üzerine araştırma yapan hemen herkesin sıkça müracaat ettiği Reşidüddin’in “Cami’ut Tavarih” adlı ansiklopedik eserine mukayeseli tenkitlerini ve son olarak büyük bir cesaretle, Rusların millî destanı “İgor Destanı”nı yerden yere vurmasını okuyunca, kafanızda oluşacak “acaba?” soru ve şüpheleriyle yer değiştirecektir.