Temelde Mukaddime, yalnızca bir tarih kitabı değildir—bir tarih teorisidir. İbn Haldun, kendi döneminde son derece radikal bir şey yapar: sadece olayları kaydetmek yerine, medeniyetlerin yükseliş ve çöküşünü yöneten yasaların ne olduğunu sorar. Bu yüzden birçok araştırmacı onu bugün Sociology ve Historiography alanlarının erken bir örneği olarak görür.
Onun merkezî kavramlarından biri ʿasabiyyah’dır (toplumsal dayanışma ya da grup bağlılığı). Ona göre güçlü ve dayanışma içindeki gruplar -çoğunlukla göçebe ya da kabilevi topluluklar- birlikleri ve dirençleri sayesinde iktidara yükselirler. Ancak nesiller boyunca refah arttıkça bu dayanışma zayıflar; bu da çöküşe ve sonunda yerini daha güçlü dayanışmaya sahip yeni bir grubun almasına yol açar. Bu döngüsel model, daha sonraki Philosophy of History teorilerinin habercisidir.
Eser aynı zamanda yöntemsel şüpheciliğiyle de dikkat çeker. İbn Haldun, önceki tarihçileri rivayetleri sorgulamadan kabul ettikleri için eleştirir. Bunun yerine, tarihsel iddiaların mantık, toplumsal gerçeklik ve “mümkünlük” ölçütlerine göre test edilmesi gerektiğini savunur. Bu yaklaşımıyla, modern akademik standartlardan yüzyıllar önce bir tür sistematik önyargı analizi ortaya koyar.
Bunun ötesinde Mukaddime şu alanları da ele alır:
Ekonomi: emek, üretim, vergilendirme ve aşırı verginin devletleri zayıflatması
Siyaset teorisi: meşruiyet, otorite ve devletin oluşumu
Demografi: nüfus artışı ve şehirleşme
Kültürel tarih: eğitim, dil ve bilginin aktarımı