İçimizden Biri: Nuh’un Sahnesi, savaşın en karanlık yüzüne rağmen insan kalabilmenin mümkün olduğunu hatırlatan çarpıcı bir romandır.
Roman, iç savaşın en ağır bedelinin ödendiği topraklarda geçer. Otuz beş yaşındaki Nuh Cihan ve sekiz yaşındaki kızı Rabia Hacer, herkesin kaçmayı seçtiği bir coğrafyada kalmayı tercih eder. Yıkılmış şehirlerin ortasında, eski bir arabanın römorkuna kurdukları seyyar tiyatro sahnesiyle, savaşın çocuklardan çaldığı kahkahayı geri vermeye çalışırlar. Onların sahnesinde silahlar değil hikâyeler konuşur; korkunun yerine umut, sessizliğin yerine gülüş yükselir.
Nuh’un Sahnesi’nde Shakespeare ile Hacivat-Karagöz, Meddah ile Charlie Chaplin aynı perdede buluşur. Doğu ile Batı, acının ortasında ortak bir gülümsemede birleşir. Bu yönüyle roman, yalnızca bir baba-kızın hikâyesini değil; Türkmen, Kürt, Türk, Arap ve Ermeni demeden, savaşın içine sürüklenmiş tüm halkların ortak kaderini ve ortak çığlığını anlatır.
Arif Nihat Asya’nın
“İçimizden biri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz.”
sözünden ilhamla şekillenen romanın ana teması “İyiler daima kazanır.” önermesi ise “Yaşadıklarına rağmen gülümsemek; umut ve gücün sembolüdür.” cümlesinde hayat bulur.
Bu kitap bir savaş romanı değildir.
Bu, savaşın ortasında insan kalmayı seçenlerin; bir çocuğun gülüşünü, bir hikâyenin iyileştirici gücünü ve vicdanla kurulan köprüleri anlatan güçlü bir insanlık hikâyesidir.
Bu eserin film senaryosu, 2021 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından film yapım desteğine layık görülmüştür.
İçimizden Biri: Nuh’un Sahnesi, okuru yalnızca bir hikâyeye değil, kendi vicdanına da bakmaya davet eder.