İbn Arabîʼnin engin tasavvuf mirasında rüya, sıradan bir uyku hâli değil, nübüvvetin sona ermesiyle ümmete miras kalan müjdelerin (mübeşşirat) kesintisiz süren kapısıdır. Hz. Peygamberʼin “Nübüvvetten geriye sadece müjdeleyici salih rüyalar kalmıştır.” hadisinden hareketle Şeyhüʼl-Ekber, rüyayı hayal âleminin, vahyin ve ilahi hitabın kesiştiği bir idrak alanı olarak ele alır.
Mahmud el-Ğurabʼın titiz bir derlemeyle bir araya getirdiği bu eser, İbn Arabîʼnin başta el-Fütuhatüʼl-Mekkiyye, Fusûsüʼl-Hikem, Dîvân ve en önemlisi Kitabüʼl-Mübeşşiratʼı olmak üzere muhtelif kitaplarına dağılmış olan rüya ve müjde anlatılarını sistematik bir bütünlük içinde toplar. Rüyanın hakikati ve tabiri, Hz. Peygamberʼi rüyada görmenin hükmü, Şeyhʼin bizzat şahit olduğu mübeşşirat ve başkaları hakkında gördüğü müjdeler, eserin omurgasını oluşturur.
Okuyucu bu sayfalarda, ahkâmın rüyada Hz. Peygamberʼden nasıl alınabileceğine dair ince fıkhi tartışmalardan Hakkʼın zahir ve bâtın isimlerinin tecellisine ve meleklerle nebilerin müşahedesine uzanan zengin bir manzarayla karşılaşacaktır. Ğurabʼın derleme yöntemi, dağınık metinleri birleştirerek hem konunun bütünlüğünü görmeyi kolaylaştırmakta hem de Şeyhʼin kendi eserlerine açılan bir kapı işlevi görmektedir.