“(_Sahîh_) Allah’ın kitabından sonra kitapların en iyisi ve en yücesidir. Bir kimse onu dinlemek için bin fersah uzaklıktan bile yolculuk yapsa rihlesi boşa gitmiş sayılmaz.” — Zehebî
İmam Buhârî’nin (ö. 256/870) Mâverâünnehir’de başlayan ilim yolculuğu, zamanla İslam ilim tarihinin en büyük hikâyelerinden birine dönüştü. Nehrin öte yakasından yola çıkan bu büyük muhaddisin ismi, asırlar içinde bütün İslam dünyasında yankı buldu.
Buhârî, şehir şehir dolaşarak hadis topladı, ravileri araştırdı, rivayetleri karşılaştırdı. Seneler boyunca ezberlediği ve kaydettiği yüz binlerce hadis arasından yaptığı seçkiyle bir şaheserin mimarı oldu. _el-Câmiu’s-sahîh_, daha bilindik ismiyle _Sahîh-i Buhârî_ onun kaleminden çıktı. Yıllarını verdiği bu eserini âdeta ilmek ilmek dokudu. Kitabına alacağı hadisler için titizlikle ölçüler belirledi ve sahih hadisleri özenle derledi. Nihayet ortaya, hadis ilminin en seçkin eseri çıktı. Rivayet edildi, nüshaları hazırlandı, ravileri incelendi, üzerine şerhler yazıldı. Şöhreti asırları aştı. Nesiller boyunca ellerden düşmedi. İlim meclislerine konuk oldu, medreselerde okutuldu. Kısacası _Sahîh_, ümmetin hafızasında başköşeye yerleşti. Elinizde bir hadis kitabının hikâyesi var. Sayfalar arasında sizi, Buhârî tarafından benzersiz ilmî bir gayretle inşa edilen ve “Kur’ân’dan sonra en sahih kitap” kabul edilen bir eserin serüveni bekliyor.