Fakirlik ve zenginlik, yalnızca elde bulunan malın çokluğu veya azlığıyla ölçülmez. Asıl zenginlik, kalbin Allahu Tealâ'dan başkasına muhtaç olmaması; asıl fakirlik ise insanın bütün varlığıyla Rabbine yönelip O'na muhtaç olduğunu bilmesidir. Zühd de dünyayı bütünüyle terk etmek değil, dünyanın kalbe Güzel ses, şiir ve nağme insanın kalbinde kimi zaman huzur, kimi zaman coşku, kimi zaman da nefsanî arzular uyandırabilir. Bu sebeple sema meselesi, yalnızca dinlenen şeyin niteliğiyle değil, onu dinleyen kişinin niyeti, kalbinin hali ve ortaya çıkan tesirle birlikte değerlendirilmelidir. İmam Gazali, Sema ve Vecd adlı bu eserinde semanın hakikatini, hükmünü ve insan ruhu üzerindeki etkilerini geniş bir çerçevede ele alır. Semanın helal veya haram olduğu yönündeki alimlerin görüşlerini, mezhep imamlarının sözlerini ve her iki tarafın delillerini inceleyerek meselenin sınırlarını ortaya koyar. Ardından musikînin kalp ve beden üzerindeki tesirlerini; anlama, vecd ve vecdin farklı dereceleri üzerinden tahlil eder. Gazali'ye göre sema, kalpte bulunmayan bir duyguyu yoktan var etmekten ziyade, orada mevcut olan sevgiyi, arzuyu ve eğilimi harekete geçirir. Bu sebeple aynı ses bir kimseyi Allahu Tealâ'ya yöneltirken, başka bir kimsenin nefsanî arzularını kuvvetlendirebilir. Eser, semanın zahirî ve batınî edeplerini, övülen ve yerilen etkilerini açıklarken vecd halinin gerçekliği ile gösteriş,
taşkınlık ve ölçüsüzlük arasındaki farklara da dikkat çeker. Sema ve Vecd, güzel ses ve musikînin insan üzerindeki tesirini dinî, ahlakî ve ruhî boyutlarıyla anlamak; sema konusunda ölçüsüz kabul veya toptan reddediş yerine delil, hal ve niyet merkezli dengeli bir bakış geliştirmek isteyenler için dikkat çekici ve derinlikli bir eserdir
ve kul ile Rabbi arasına perde olmasına engel olmaktır. İmam Gazâlî, bu eserinde fakirliğin hakikatini ve faziletini ele alırken kanaat, rıza, doğruluk ve istiğna gibi kulluk hayatını güzelleştiren hâlleri açıklar. Fakirin edeplerini, ihtiyaç hâlinde yardım kabul etmenin ölçülerini ve dilenmenin hükümlerini de ayrıntılı biçimde işler. Kitabın ikinci bölümünde ise zühdün mahiyeti, dereceleri, fazileti ve alametleri üzerinde durur. Dünya nimetlerinden faydalanırken kalbi onlara bağlamamanın, sahip olduklarıyla övünmemenin ve kaybettikleri karşısında yıkılmamanın yollarını gösterir. Fakirlik ve Zühd, malın değil kalbin terbiyesini merkeze alan; kanaat, rıza ve Allah'a güven duygusunu güçlendiren kıymetli bir kulluk rehberidir.