Tarihte “kırılma anları, kırılma dönemleri vardır.” Pek çok haşmetli devlet bunu yaşamıştır. Bir zamanların güçlü devleti Osmanlı da bu kırılma dönemini yaşamaktan kurtulamamıştır. Osmanlı’yı kırılma noktasıyla karşı karşıya getiren çok sebep vardır. Bunlardan biri Osmanlı Devleti üzerinde tarihî emelleri olan İngiltere, Rusya ve Fransa gibi büyük devletlerin entrikaları ve ustaca yürüttükleri politikalardır. Onlar bu emelleri için çoğunluğu Hristiyan olan Balkan halkını kullanmışlardır. İkinci önemli sebep, Saray’ın israfçı ve savurgan olmasıdır. Öyle ki bu israf sonucunda Avrupa devletlerine çokça borçlanılmış, adeta büyük bir borç batağına saplanılmıştır. Bir başka sebep, dönemin devlet adamlarının birbirleriyle çekişmeleri, birbirlerinin kuyusunu kazmalarıdır. Öyle ki, bunların bazıları ülkenin ancak bir darbe/ihtilal ile düze çıkacağına inandıklarından bir darbe komitesi oluşturup Sultan Abdülaziz’i Saray darbesiyle tahttan indirmişlerdir. Ancak bu darbe, beklenenin aksine sonuç vermiş; askerlerin, gazetecilerin ve devri bizzat yaşayanların şâhitliğiyle “sonun başlangıcı” olmuştur. Asker kökenli ve gazeteci-tarihçi olan, aynı zamanda bu döneme şâhitlik de eden Ahmed Saib, elinizdeki kitabında Osmanlı devletinin bu “kırılma anını” kaleme almıştır. “Eğer ibret alınırsa tarih tekerrür etmez.” anlayışıyla diyoruz ki, ibret vesilesi olması temennisiyle, keyifli okumalar dileriz.