“…Anladım ki derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli..." Şems-i Tebrizi
Her eylem bir gelecek başlatır ve her eylem bir geçmiş bitirir. Susmak, yalnızlığın dönüm noktası, kırgınlığın başlangıcı ve kızgınlığın son noktasıdır. Susarak birinden, birilerinden uzaklaşırken birinde, birilerinde yalnızlaşırmış insan. Susarak, bir yalnızlık arar, birilerine kaçar, kalabalık yalnızlıklara sığınırmış insan. İstediğin kadar sus, istediğin kadar birilerine kaç, istediğin kadar birilerine sığın, yalnızlık seni bulur, yalnızlık sana konuşur. Sen unutamazsın, suskun birileri, birilerini hatırlatır. Herkes suskun dersin, herkes unutsun dersin, gece unutmamış. Başını yastığa koyduğun anda, bir sağa bir sola defalarca döndüğün anda, aklının kalbine savaş açtığı, bedeninin ruhuna isyan ettiği o anda, o en çok uyumak istediğin ama uyuyamadığın işte tam o anda, yalnızlık gelir ve seni bulur. Kendi ruhundan üfler sana. Elin kolun bağlanır da kaçamazsın, sığınamazsın birine, birilerine. Biri olsun istersin yanında. Kırdığın, kırıldığın suskun biri. Sarılıp uyuduğun yalnız biri. Yanında ağlayabileceğin, gözyaşlarını silecek biri ama yoksun. Aldanmayın yanımda biri var, kimse bilmez içinde biri yok.