“er-Risâletu’r-Ruşdiyye fî’t-Tarîkati’l-Ahmediyye”, Halvetî Azîzi Üsküdarlı Mehmed Nasûhî Efendi'nin seyr ü sülûkun incelikleriyle ilgili Arapça olarak kaleme aldığı bir eserdir. Nasûhî Efendi bu eserinde dervişi Beşiktaşlı Fahreddin Efendi'nin bazı sorularına cevaplar vermektedir. Risâle, mürşid-i kâmilin gerekliliği, sülûk adâbı ve sâlikin uyması gereken kuralları ele alan bir giriş ile nefsi, tevhîdi ve ilâhî nesebi (zâtın hakîkatini) izâh eden üç bölümden oluşmaktadır.
"Tasavvuf Eğitiminde Nefs Tevhîd Zât” başlığıyla tercümesini sunduğumuz Risâle-i Ruşdiyye'nin sülûka dair yazılmış kitaplar içinde gerek üslûbu ve gerekse tertibi itibâriyle müstesnâ bir yeri vardır.
"Her insana, üstelik her şeye kemâl nazarıyla bak. Nefsine küçümseyerek, eksik olduğunu bilerek ve hor görerek bak. Kim mütevâzî olursa, Allah Teâlâ onu yükseltir. Dünyaya meyletme. Dünyada gururlanan kişi, Allah katında hakir ve zelildir. Elde ettiklerinle cömert olasın. Zira cömertler insanların efendileridir." diyen Üsküdarlı Azîz'in yaktığı çerâğ içimizi aydınlatmaya devam etmektedir.
"Her şey onun sıfatlarının bir görüntüsüdür. Zira her şey onun gücünün bir takdiri, iradesinin isteği, fiilinin ve dileğinin zuhûr etmesidir. Allah kulunun fillerini kendi fillerinde, sıfatlarını da kendi sıfatlarında yok eder. Ondan başka mevcûd yoktur. İsimlerinin sırlarıyla sâdık kulunun gönlüne tecelli eder.