Her şey bir söz, bir ışık, belki de bir düşle başlar. Ama asıl gerçek, zamanın bile unutmak istediği, anlatıldıkça anlamını gizleyen o eski hikâyede saklıdır. Bu sadece yıldızların altında yazılmış bir kehanet değil, varoluşla yokluk arasında sıkışmış kadim bir düzenin yankısıdır.
Evrenin kurucusu "İlk Olan", zıttı olan karanlık maddeyi (yokluk) yarattığında sonsuz bir çatışmanın döngüsünü de başlattı. Kaosu durdurmak için kendini sayısız parçaya bölerek sessizce kayboldu. Şimdi ise karanlık güçler -İblisler ve acımasız Yecüc/Mecücler- birleşmiş, dünyanın dengesi bozulmuş ve o parçalar uyanmaya başlıyor.
Tarihin en büyük savaşı olan Ahir Zaman'a (Son Çağ) hazırlanmak için kâhinler, bilinci unutturmamak adına farklı zaman dilimlerine gönderildi. Ve bu kadim mücadelenin merkezine tüm medeniyetlerin izlerini taşıyan sıradan bir adam olan Ali atılır. Hayata küsmüş, içsel çelişkilerle boğuşan Ali'nin omuzlarına tüm evrenin yükü yüklenmiştir.
Peki ya efsane? İlk Savaş'ın tam ortasında beliren, sakalında beş gümüş halka taşıyan ve kılıcını toprağa vurduğunda düşmanları bir anda yok eden o gizemli figür kimdi? O bir kurtarıcı mı, yoksa İlk Olan'ın bir yansıması mıydı?
Unutmak bir savunma, hatırlamak ise bir yükümlülüktür. Seçimler çoktan yapılmıştır ve şimdi Ali'nin ve diğer Melezler, Büyücüler ve Kâhinlerden oluşan beklenmedik ekibinin önünde tek bir yol vardır: Ya içlerindeki gücü keşfedip birlik olacaklar ya da karanlık, gezegenlerdeki tüm umudu kalıcı olarak mühürleyecektir.
Perde aralanıyor. Gerçek savaş dışarıda değil, içimizde başlıyor. Unutulanı hatırlamaya ve bunun bedelini ödemeye hazır mısın?
Bu; varoluşun özünü arayan, kadim sırlar ve epik savaşlarla örülü soluk kesici bir fantastik destan.