Cumhuriyet’in yüz yılında müşterek oldukları kabul edilen değerler, alışkanlıklar ve eşyalar baş döndürücü biçimde değişti ve çeşitlendi. Elinizdeki eser, günlük hayat pratiklerindeki süreklilik ve değişimleri ön plana alan tarihsel bir anlatı oluşturmaya çalışıyor. Böylesi bir anlatı, siyasal, ekonomik ve hatta toplumsal tarihin ıskaladığı boyutlara odaklanarak geride bıraktığımız yüz yılın daha zengin ve bütünsel bir bilançosunun çıkarılmasına olanak veriyor.
Günlük yaşamımızda yer edinmiş sayısız gelenek ve pratiğin çoğunlukla karanlıkta kalmış öyküsü bu cildin konusu. Kitapta birinci ana ekseni, yaşam döngüsünün çocukluk, gençlik ve yaşlılık gibi kritik uğraklarının değişen anlam, içerik ve yaşanışı üzerine. İkinci ekseni kişinin hayatını çevreleyen mekânlar oluşturuyor: Kırda, kentte, taşrada, mahallede yaşamak; yerleşik ya da göçer olmak gibi. Üçüncü eksen ise gündelik yaşamın pratikleri ve bunlar temelinde gelişen kimlik ve aidiyetlere odaklanıyor: Evlilik ve aile, cinsellik, görgü kuralları, sosyal hayat ve eğlenme alışkanlıkları gibi. Bir toplumun, onun içerisinde yer alan toplumsal grupların ve elbette toplumu oluşturan bireylerin hayatına yön veren eşyaların, adet ve pratiklerin tarihini yazmanın oldukça çetrefilli, neredeyse bitimsiz ve eksik kalmaya mahkûm bir mesai oluşturduğunun bilinci ile bu çalışma, Cumhuriyet’in devraldığı mirasın, Cumhuriyet dönemi politikalarının ve kapitalist modernleşmenin yüz yıllık bakiyesini gündelik hayat üzerinden okumaya çalışıyor.