“Benim haneme her zaman giydiğiniz ayakkabılarla giremezsiniz.”
Gizemli Sultan’ın bu sözü, halkı derin bir düşünceye sevk eder. En akıllı kız seçilir, en usta eller en kusursuz ayakkabıları yapar: Deri, demir ve cam… Ama yol sürprizlerle doludur. Nehir taşar, çöl yakar, küçük bir taş camı tuzla buz eder. Mükemmellik sandıkları ayakkabılar birer birer yok olur. Geriye küçümsenen bir çift yamuk keçe pabuç kalır.
Yamuk Keçe Pabuçlar; aklın sınırlarını, kusursuzluk arayışını ve sevginin dönüştürücü gücünü anlatan, masal tadında bir bilgelik hikâyesi. Çünkü bazen en sağlam olan, en kusursuz görünen değil; sevgiyle yapılmış olandır.
Köyün en akıllı kızı, Sultan’ın huzuruna çıkmak için yola koyulur. Yanına en güzel, en sağlam, en parlak ayakkabıları alır. Çünkü kusursuz olmak zorundadır.
Ama yol; taşlıdır, ıslaktır, sıcaktır...
Ve hiçbir plan yol boyunca aynı kalmaz.
Deri yırtılır.
Demir kavurur.
Cam kırılır.
Geriye sadece kimsenin ciddiye almadığı bir çift yamuk keçe pabuç kalır. Belki de insanı gerçekten taşıyan şey, en kusursuz olan değil; en uyum sağlayandır.
Yamuk Keçe Pabuçlar, akıl ile sezginin, plan ile beklenmedik olanın, mükemmellik ile sevginin masalı... Her yaşta başka bir kapı açan bu hikâye, bittikten sonra da içinizde yürümeye devam edecek.