Bu eserin hazırlanmasında üretken yapay zekâ araçlarından yararlanılmıştır. ÖNSÖZ İnsanlık tarihi boyunca eğitim, bireyin ve toplumun kendini inşa etme sürecinin en temel dayanağı olmuştur. Ancak bugün, içinde bulunduğumuz dijital dönüşüm ve özellikle yapay zekâ teknolojilerindeki sıçramalı gelişim, eğitimi yalnızca araçsal bir yenilenmenin değil, köklü bir paradigma değişiminin eşiğine getirmiştir. Bilginin üretiminden aktarımına, öğrenmenin doğasından öğretmenin kimliğine kadar her unsur, yapay zekânın sunduğu olanaklar ve beraberinde getirdiği etik sorumluluklar çerçevesinde yeniden tanımlanmaktadır. Elinizdeki bu çalışma, yapay zekânın eğitimdeki rolünü “teknolojik bir eklenti” olmanın ötesinde, bütüncül bir Yapay Zekâ Pedagojisi perspektifiyle ele alma çabasının bir ürünüdür. Kitabın temel motivasyonu, yapay zekâ çağında eğitimin insani, etik ve pedagojik özünü koruyarak bu yeni zekâ ortağıyla nasıl daha nitelikli, kapsayıcı ve anlamlı öğrenme ağları kurabileceğimizi sorgulamaktır. Yapay zekâ pedagojisi, teknolojinin ne yapabildiğinden ziyade, pedagojik amaçların teknolojiyi nasıl yönlendirmesi gerektiği sorusuna odaklanmaktadır. Kitabın 15 bölüme yayılan yolculuğu, yapay zekâ pedagojisinin kuramsal temellerinden başlayarak öğretim tasarımı, bilişsel süreçler, sosyal-duygusal öğrenme ve öğretmen kimliği gibi kritik duraklardan geçmektedir. Her bölüm, yapay zekânın öğrenmeyi kişiselleştirme ve verimliliği arttırma potansiyelini kabul ederken aynı zamanda veri mahremiyeti, algoritmik adalet, insan özerkliği ve etik yönetişim gibi vazgeçilmez sınırları hatırlatmaktadır. Eserin sonunda sunulan “Sistem Dinamiği Eğitimi (SDE)” önerisi ise tüm bu tartışmaları, karmaşıklık ve sistem düşüncesi ekseninde yeni bir eğitim paradigması içinde sentezlemeyi amaçlamaktadır. Bu kitap, yapay zekâyı eğitimin tek öznesi hâline getiren teknolojik iyimserliğe veya onu bütünüyle reddeden eleştirel kuşkuculuğa karşı, “pedagojinin yön verdiği bir yapay zekâ” anlayışını savunmaktadır. Amacımız, eğitimcilerin, araştırmacıların, politika yapıcıların ve öğrencilerin bu karmaşık dönüşüm sürecinde yollarını bulmalarına yardımcı olacak kavramsal bir harita ve uygulamaya dönük bir rehber sunmaktır. Yapay zekâ sistemleri ne kadar gelişirse gelişsin, eğitimin merkezinde her zaman bir insanın bir başka insana dokunuşu, bir merakın uyandırılması ve ortak bir gelecek kurma iradesi yer alacaktır. Bu çalışmanın, yapay zekâ ile zenginleşen ama insanî değerlerle köklenen bir eğitim geleceğine mütevazı bir katkı sunmasını temenni ediyorum. Eserin pekiştirilmesine destek veren dostlarıma ve bilim insanlarına teşekkür ederim. Bu kitabımı rahmetli Annem Kâmile Hanım ve Babam Ali Turgut Bey başta olmak üzere tüm pak atalarıma; evlatlarım Fatma Betül, Sefer Sani ve Tuba Gül’e; torunlarım Canfeza, Yavuz Selim ve Nihan başta olmak üzere gelecek neslime “fayda sağlamasını ümit ettiğim iyilik” olarak adıyorum. Her şeyi hakkıyla bilen Allah’tır, O’na sonsuz şükürler olsun.