Ama Tomris Uyar bir şiirin içinde yaşamak istemedi, kendi öyküsünü yazmak istedi. İlkbaharda kolej aşkıyla evlendi ve kucağında taşıdığı bir umudu toprağa verdi. Yazın, Paris’ten dönen bir şairle bir Fransız masalını çevirirken tilkinin ne demek istediğini anladı; o adam her akşam kapının önünde oturup, sevdiğine özgür görünmek için dakikaları saydı. Sonbaharda yedi yıldır susan bir şairi mektuplarla yeniden yazmaya döndürdü ve bir meyhane masasında, imzalarla kaplı bir rakı şişesinin üzerine ölümüne karşı söz verildiğini gördü. Kışında ise her 15 Mart’ta kapısına tek kopya bir şiir bırakan dostu bir gün gitti ve o, yazdığı ilk öyküyü müjdelemek için uzandığı telefonun başında kalakaldı.
Yüreği Dört Mevsim Tomris, Türk edebiyatının en çok sevilen ve en az anlaşılan kadınlarından birinin hayatını, onun suskunluklarına saygı göstererek, belgelerle hayal gücünü birbirine karıştırmadan anlatan bir roman. Tutkunun, yasın ve dostluğun romanı. Ve en çok da, kendisi için yazılan bütün şiirlere rağmen kendi sesini arayan bir kadının romanı.