selinanter

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif
Üstat
Üstat
Hezarfen
Hezarfen

Paylaştığı Listeler

Yorumları

63Yorum
Telefon Melefon Yok
KRONİK KİTAP
Şermin Yaşar
Ürünü İncele
"Hay yapışsın o telefon elinize!" siteminin gerçeğe dönüştüğü, özgün ve absürt bir modern zaman masalı. Ş. Yaşar, günümüzün en büyük problemlerinden olan "ekran" bağımlılığını son derece eğlenceli ve akıl dolu bir kurguyla ele alıyor. Koca Dede’nin 98. yaş gününde Berk ve kuzenlerinin ellerine telefonların yapışmasıyla başlayan macera; sadece çocukları değil, aslında çocuklarına sürekli "bırak o telefonu" deyip kendi ellerinden düşürmeyen yetişkinleri de müthiş bir ayna tutarak eleştiriyor. Çocukların ellerine yapışan telefonlarla hayata tutunma çabaları, bizim o küçük cam ekranlar olmadan fiziksel dünyada ne kadar "eksik" ve çaresiz kaldığımızı gösteren çarpıcı bir metafor oluşturuyor. Kitap teknik olarak çocuk edebiyatı rafında dursa da ben kesinlikle yediden yetmişe herkesin, özellikle de tüm ebeveynlerin okuması ve üzerine düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Kesinlikle tavsiye ederim.
Sıradan Bir Cinayet
OKUYAN US YAYIN
Karel Çapek
Ürünü İncele
Bazı kitaplar vardır; okumaya ayırdığınız zamandan çok, üzerine düşünmeye ayırdığınız zamanla yer eder zihninizde. Bu kitap da benim için öyleydi. Čapek, klasik polisiyelerdeki "Katil kim?" sorusundan çok insan doğasına, adalet duygusuna ve ahlaki alanlara odaklanıyor. Polisiyeyi bir amaç değil, insanı anlamak için bir araç olarak kullanıyor. Ancak bu felsefi zenginliğe rağmen bazı öyküler bir solukta akıp giderken, bazıları elimde uzadıkça uzadı ve okuma ritmimi yavaşlattı. Bu kopukluğun çeviriden mi, yoksa Čapek ile ilk kez karşılaşmamdan mı kaynaklandığını tam olarak bilemiyorum. En sevdiğim öyküler Ayak İzleri, Uyuyamayan Adam, Hesap Günü, Kesin Kanıt ve Yaşlı Hapishane Kuşunun Hikayesi oldu. Vicdanı görünmez bir cezaya dönüştüren o fikir bana, "Keşke gerçek hayatta da böyle bir hücre olsa..." dedirtti. Okuma ritmimdeki aksaklıklara rağmen, sunduğu o özgün felsefesi ve farklı bakış açısıyla şans verilmesi gereken, kendine has bir derleme. Keyifli okumalar.
Kumarbaz
DOĞAN KİTAP
Tuna Kiremitçi
Ürünü İncele
Başkomiser Perihan Uygur serisinin önceki kitaplarını sevdiğim için Kumarbaz’a da yüksek bir beklentiyle başladım ancak ne yazık ki bu kez aradığımı bulamadım. Başlangıçta merak uyandıran kurgu, sayfalar ilerledikçe gereğinden fazla dallanıp budaklandı. Farklı olay örgüleri, çok sayıda karakter ve peş peşe eklenen detaylar ana hikayenin odağını giderek zayıflattı. Bir noktadan sonra cinayetin nasıl çözüleceğini merak etmekten ziyade, anlatının yeniden kendi odağını bulmasını beklediğimi fark ettim. Tuna Kiremitçi'nin kalemi her zamanki gibi akıcı olsa da bu durum kurguyu tek başına sürüklemeye yetmedi. Sayfaları bir sonraki gizemi merak ederek değil, bir an önce kitabı tamamlamak amacıyla çevirdim. Üstelik final de beklediğim etkiyi yaratmayınca, kitap bende güçlü bir iz bırakamadı. Perihan ve ekibini sevsem de; Kumarbaz, konuların bu denli dağılarak metni ara ara bir polisiye olmaktan bile çıkarması yüzünden benim için serinin ritmini en çok düşüren macerası oldu.
Akıl Hastalarının Yazdıkları Şiirler: İnilti
BEYOĞLU KİTABEVİ
Bedia Tuncer
Ürünü İncele
B.Tuncer’in BRSHH’ndeki hastaların şiirlerini derleyerek oluşturduğu, edebiyat dünyasında benzerine çok az rastlanacak türden sarsıcı bir eser. Sadece bir şiir derlemesi değil; insan zihninin en derin, en korumasız köşelerine açılan derin bir pencere. Şiirleri okurken her mısrada edebi kaygılardan, estetik kalıplardan arınmış çıplak bir gerçeklikle karşılaşıyorsunuz. Şiirlerin sahipleri kendi içsel sanrılarını, toplumdan dışlanmışlıklarını ve derin yalnızlığı filtresiz bir şekilde, doğrudan kağıda dökmüşler. Bazı metinler o kadar güçlü bir felsefi altyapıya ve saf bir hüzne sahip ki, okurken akıl sağlığı ile delilik arasındaki o ince çizginin ne kadar göreceli olduğunu bir kez daha sorguluyorsunuz. B.Tuncer’in bu sesleri kaybolup gitmekten kurtararak Türk edebiyatına ve psikoloji tarihine kazandırmış olması muazzam bir değer. Her sayfa zihnin sınırlarından yükselen bir inilti. İnsan psikolojisine ve kelimelerin gücüne ilgi duyan herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir başyapıt.
Tepedeki Ev
SİREN YAYINLARI
Shirley Jackson
Ürünü İncele
Tepedeki Ev, korkunun yalnızca görünmeyen varlıklardan değil, insanın kendi zihninden de doğabileceğini gösteren; zamansız bir gotik klasik. S.Jackson, dehşeti dışarıdaki varlıklardan çok insan zihninin kırılganlığında yarattığı için, bol hayaletli bir perili ev hikayesi bekleyenleri şaşırtabilir. Hikaye, Eleanor’un eve gelişiyle başlayarak bizi bu karakterin zihinsel dünyasına ortak ediyor. Yön duygusunu bozan koridorlar ve tuhaf mimari; bir yandan doğaüstü güçlerin izi gibi dururken, diğer yandan Eleanor'un iç dünyasının bir yansıması olarak da okunabiliyor. Roman boyunca bu iki olasılık arasında gidip gelmek, beni sayfalarda tutan en önemli unsur oldu. Buna karşın, anlatı temposunun zaman zaman fazla yavaşlaması beni biraz etkiledi. Finalin açık uçlu yapısını bilinçli bir edebi tercih olarak görsem de bende beklediğim ölçüde bir etki bırakmadı. Ayrıca Eleanor'un hikayesini ilgiyle takip etmeme rağmen onunla aramda güçlü bir bağ kuramadım. Bu yüzden puanım 3,5 → 4