Gülnihal Tuncer

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu

Yorumları

4Yorum
Hayatta Kalanlar
TİMAŞ YAYINLARI
Alex Schulman
Ürünü İncele
"Doğduğun Ev Kaderindir" felsefesini çok net bir şekilde vurgulayan kitap; bir yandan da "Kardeşler Ayni Evde Doğsalar da Ayni Gerçeklikle Büyümezler" fikrinin de savunucusu gibi olmuş...Zira herkesin yaşadığını hissetmesi, kabullenip baş etmesi ya da onlara karşı duruşu, tutumu bambaşka çünkü herkesin aynı ev içinde bile olsa karşısında duran bireyler ve onların duruşları bambaşka...Kitap içerik olarak 17 Haziran'ın paralel evrende başka bir boyutu gibi..Öyle ki gol kenarındaki kasvetli ev, para dolu kavanoz, çocuklarına duyarsız kendileri odaklı ebeveynler gibi detaylar sanki stabil kalmış da çocuk oyuncular değişmiş gibi...17 Haziran'ın Vidar'ı burda Benjamin olmuş ve yaşadığı büyük travma sonucu hafızasını resetleyen de O...Yine 17 Hazirandaki aile içi sorunlara kendini kapatan abla burda abi rolünde. Öte yandan KARDEŞ dediğimiz olgunun hem insanı en çok yaralayan hem de en kolay iyileştiren varlık olduğunun altını çiziyor yazar..
17 Haziran
TİMAŞ YAYINLARI
Alex Schulman
Ürünü İncele
Harlen Coben romanlarının dizi setlerinde yaşıyormuşçasına okudum her satırını.Büyük bir merakla, "nasıl yaaaa" nidalarıyla, totalde birkaç saat içinde tamamladım 17 Haziran 1986'yı:) İnanılmaz akıcı ve içerisine alıp yaşatan bir roman olmuş;karakterler arasındaki tüm diyaloglar mekanlarıyla birlikte gòzlerinizin önünde sahne alıyorlar her bir cümlesinde.Bir de hani beynin çok enteresan bir organ olduğunu ve yaşadığı bir tramvaya bağlı olayı kendini korumak adına komple hafızadan silip resetlediğini söylerler ya uzmanlar işte bu gerçekliği bir kez daha vurguluyor yazar.Ve yine her şeyin temelinde bir çocukluğa inme merakı olur ya onun da altını çiziyoruz.Çocuklukta olup sandıklar içine kitlediğimiz günler bazen tek bir cümleyle, bazen bir telefon numarasıyla, bazen de bir kokuyla tekrar gelir en ince detaylarıyla.Son olarak ne güzel olurdu biz de geçmişteki sevdiğimiz anlara ya da yitirdiğimiz kişilere arada da olsa bir telefon görüşmesiyle küçük bir "merhaba" diyebilseydik...
Mariana Çukuru
YAN PASAJ
Jasmin Schreiber
Ürünü İncele
Ortak acıları olan insanların enteresan bir şekilde yollarının kesişebileceği ve reelde apayrı dünyaları olmasına rağmen çok derin bağlar kurabileceğini ifade eden bir kitap olmuş...Öte yandan aynı acıyı yaşayan insanlar birbirlerini tek bir söz bile söylemeden anlayabiliyorken bir o kadar da bambaşka tepkiler verip, duruşlar sergileyebiliyorlar yaşadıkları karşısında... Herkesin başarıyı sindirmesi nasıl farklılık gösteriyorsa yası atlatması da bambaşka olabiliyor...Bazen en yakınlarımız bizi en derin çukurlardan çıkaramazken hiç tanımadığımız bir el bizi tekrar çiçekli bahçelerde gezdirebiliyor:) Bu arada bir dipnot kitabın kapak tasarımı beni cezbettiği için okumak istedim ve okurken zihnimde Paula hep o kızıl saçlı kız olarak gezdi Helmut ile...
Uçurtma
YAN PASAJ
Laetitia Colombani
Ürünü İncele
Hani bazı kitapları okurken bir yerlerde, bir zamanda, bir insanın o satırlarda yazılanları bir gerçek olarak yaşadığını bilmek canınızı acıtır ve insanlığınızı sorgulatır ya tam da öyle bir kitap işte.Hikâyedeki Lena bizim sözcümüz olarak; bir şeyleri iyileştirmeye kendisini adamış birey olarak etten kemikten varlık gösteriyor paralel evrende.Bu yüzden de yer yer cinnet geçirip Don Kişot misali savaş açıyor. Yer yer değişikliğin öyle uzaktan ahkâm kesildiği gibi kolay olmadığı hatta bazen hayalden öteye geçemediğiyle yüzleşiyor.Bazen de bu uğurda ödediği diyetler sebebiyle pes edip kendi dünyasına dönmek,kaçmak istiyor. Ama seçimi ne olursa olsun asla eski Lena olmuyor, olamıyor.Tıpkı bizim de o satırları okumadan önceki biz olamadığımız gibi. Zira ne Lena ne de biz Janaki'yi yitirmenin, Lalita'yı kurtarmanın İZlerini silebiliyoruz ruhumuzdan.Ve bir diğer yandan yazar, hayatta kan bağından çok daha önemli, köklü, karşılıksız, çıkarsız ve derin bağların olduğunu gözler önüne seriyor.