Her gece kitaplarla yepyeni hayatlara dokunup yepyeni yolculuklara çıkarım. Tüm hayatım boyunca kitaplara dokunarak, onlarla yeni mekanlarda ve hayatlarda buluştum. Herkesin biriktirdiği bir şeyler vardır. Benimde biriktirdiğim bence altın değerindeki kitaplarım. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Kitap oldukça akıcı ve okurken bir sonraki sayfayı insan merak ediyor. Kişiler ve olaylar ustalıkla işlenmiş. Gerçekten bir çırpıda okunacak bir kitap.
Kitap ülkemizle ilgili örnekler vermiyor. Bu sebeble bazı okuyucular ülkemizin yatırım geleneği ve stratejisine yanıt alamayabilir. Çok fazla tarihsel veri ve yabancısı olduğumuz örnekler var. Finansal alt yapısı olmayanlar için sıkıcı gelebilir. Yurt dışı piyasalarla ilgilenenler içinse, daha faydalı olacaktır.
Deckers’ın yaklaşımı, sanatı sadece estetik bir obje olarak değil, bir arkeolojik veri olarak ele almaktır. Kitap, Hristiyan sanatının Roma İmparatorluğu'nun yeraltı mezarlarında (katakomplar) nasıl filizlendiğini muazzam bir detayla anlatır.
Roma’nın pagan sanat formlarının nasıl yavaş yavaş Hristiyan sembolizmine dönüştüğünü (örneğin "İyi Çoban" figürünün evrimini) Deckers’tan okumak büyük bir keyif. Figürlerin neden o şekilde durduğunu, el hareketlerinin ne anlama geldiğini adeta bir dedektif gibi çözer. Binaların sadece dış görünüşüyle ilgilenmez; o binaların içindeki litürjik (ibadetle ilgili) işleyişi de anlatır. Bir kilisenin planının, o dönemdeki ayin düzenine göre nasıl şekillendiğini bu kitapta çok net görebilirsiniz. Kitabın baskı kalitesi genelde çok iyi. Deckers, metni desteklemek için çizimler ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflar kullanmaya özen gösterir. Özellikle: Mozaik detayları: Ravenna ve İstanbul'daki eserlerin mikro düzeydeki incelemeleri. İçerikte sadece devasa katedraller değil, fildişi kutular ve mücevherler gibi "mikro" sanat eserlerine de geniş yer verilir. Deckers’ın dili, biraz teknik ve akademik olması çok doğal. Eğer konuya tamamen yabancıysanız bazı bölümler yoğun gelebilir. Ancak benim gibi Mimari Restoratör ve Konservatörler ile Sanat Tarihi öğrencileri veya bu konuyu derinlemesine öğrenmek isteyen meraklılardansanız, yeterli argümanlara ve görsel belgelere sahip bir kitap. Bu yönüyle Bizans sanatının gökten zembille inmediğini, Antik Yunan ve Roma mirasının üzerine inşa edilen kesintisiz bir süreç olduğunu bizlere görsellerle aktarmaktadır. Kaynak kitap yada konuyla ilgili merak duyanları doyuracak bir nitelikte olduğunu düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar.
Orhan Kemal’in El Kızı romanı, yazarın toplumcu gerçekçi çizgisini bireysel bir dram üzerinden, ancak yine sınıfsal katmanları ihmal etmeden sunduğu sarsıcı bir eserdir. Yazar , bu romanda odağını fabrikalardan veya tarlalardan alıp, bir evin dört duvarı arasına, aile içi ilişkilere ve toplumsal ahlakın ikiyüzlülüğüne çevirir. Yerli edebiyatımızda kıymetli bir yer tutan eserdir.
Eğer insan psikolojisini toplumun geleneksel kalıpları içinde inceleyen, duygusal yoğunluğu yüksek bir klasik arıyorsan El Kızı doğru tercih. Orhan Kemal, bu kitapla adeta "iyiliğin kötülük karşısındaki sessiz çığlığını" kağıda dökmüş