Jose Saramago ile ilk kez “Körlük” adlı yapıtı ile tanışmış olmama karşın, sanırım bu tanışıklık burada noktalanmayacaktır.
Bu kitabı okumayı, yaklaşık olarak, 2 yıl tasarlamış ancak bir türlü fırsat bulamamıştım. Kitabın son sayfasını da okuyup kapağı yavaşça kapattıktan sonra aklıma gelen ilk şeyin; “neden bu kadar geç kaldığım” sorusu olması hasebiyle, bu itirafı naçizane karalamamın en başına alıyorum ki; eğer okumayı düşünüp erteleyen varsa benim yaşadığım pişmanlığı yaşamasın.
Saramago gerçekten çok büyük bir yazar, buna hemen hemen her sayfada, tekrar tekrar şahit olmak mümkün. Üstelik bu farkındalığa Türkçe (yani çeviri) yoluyla ulaşabiliyor olmamız hem çevirinin hem de kurgunun başarısı ile alakalı olmalıdır. Ayrıca şunu da itiraf etmeliyim (gerçekten üzerine bir miktar düşündüm) bu kitaba “güzel” demenin beyhude olacağı kanaatindeyim. Hayır! Bu kitap güzel olsun diye ya da bazı estetik duygular ile yazılmış olamaz. Hemen her sayfasında “insana” olan güvensizliğin ve insanın içerisinde, özünde taşıdığı “vahşiliğin” dışavurumunu görmek hatta hissetmek mümkün. Ancak bazen öyle anlar geliyor ki, zifiri karanlığın içerisinde yakılmış bir küçük kibrit misali, o ufacık an sanki bir umut taşıyor. Bunların haricinde okuyucunun ciddi bir “empatiye” zorlanıyor oluşu, bence, kitabın bir diğer başarısıdır. Sanırım zamanında hemen hepimiz “acaba kör olsak nasıl olurdu” sorusunu kendimize yöneltmişizdir. Hazır olun, çünkü kendinizi birçok kez (belki istemsizce) bu soruyu sorarken bulacaksınız.
Tabii, yukarıda bahsetmiş olduğum güvensizlik ve vahşilik vurgusunun hedefi ve kapsamı yalnızca insanlık ile sınırlı kalmıyor; sistem (devlet, iktidar, özgürlük vb.) dediğimiz hayali kurguya da erişip onun ne kadar kırılgan olabileceğini gösterirken aynı zamanda bu yapının yalnızca “ortak kabullerimizden” ve “teslimiyetlerimizden” kaynaklandığını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
“...sistemin tamamı iskambilden yapılma bir şato gibi bir anda yıkılıverdi.”
Ayrıca yazarın, kitabın önemli bir bölümünde, sosyal psikoloji disiplininin uygulamış olduğu bazı deneylerden (Standford Hapishane Deneyi, Otoriteye İtaat vb.) ve onların sonuçlarından yararlanmış olabileceğini düşünüyorum. Sanırım okuyacak (ya da okumuş) olan arkadaşlar kitabı okudukça bana hak verecektir.
Sözlerimi sonlandırırken, çevirmen “Işık Ergüden” ve “Kırmızı Kedi Yayınevi”ne teşekkür ediyorum, kitabın çevirisini gerçekten çok beğendim. Unutmadan, kitabın içerisinde noktalama işareti olarak yalnızca "nokta" ve "virgül" kullanılmış olduğunu belirtmek isterim. Elbette bu kullanım Saramago'ya aittir ve çevirmen yapının aslını tam anlamıyla yansıtabilmek adına bu biçimi korumuştur. Ayrıca kitabın kapağında bulunan görsel de gerçekten çok başarılı. Okumak isteyen herkese bir an önce okumasını şiddetle tavsiye eder, okuduktan sonra size farklı bir bakış kazandırabilecek nadir kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim.
Bol kitaplı günler!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sakarfilozof26 Haziran 2021Bu kadar içten, samimi ve ayrıntıcı olduğunuz için binlerce teşekkür