EşeTopak

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif
Üstat
Üstat

Yorumları

170Yorum
Kadını Vur Şark'ı Düşür / Kuşlar Cinayeti Çabuk Unuttu 3
DEMOS YAYINLARI
Nurlan Nazlı Kaya
Ürünü İncele
Kitap boyunca doğu ile batı arasındaki mücadeleyi, güç savaşlarını, beylikler arasındaki dengeleri okurken aslında bambaşka bir şeyin anlatıldığını hissettim. Yazarın kurduğu dünya fantastik gibi görünse de gerçek hayata fazlasıyla temas ediyor. Özellikle kadının konumu, gücü, bastırılması ve yeniden ayağa kalkışı… Kitabın adı bile başlı başına bir meydan okuma gibi. En çok hoşuma giden şey, karakterlerin siyah-beyaz olmamasıydı. Herkesin bir haklılığı, bir yarası, bir karanlığı vardı. Bu da hikâyeyi daha inandırıcı ve daha çarpıcı hale getirmiş. Güç temasının sadece fiziksel ya da siyasal bir güç olmadığını; bilgi, sabır ve direnişle de şekillendiğini görmek etkileyiciydi. Okurken bazı bölümlerde durup düşünmek zorunda kaldım. Özellikle aşkın bir kıvılcım gibi başlayıp nasıl büyük yıkımlara sebep olabileceğini gösteren kısımlar beni etkiledi. Cinayetin sadece bir olay değil, bir kırılma anı olduğunu hissettiren anlatımı çok başarılı buldum.
Akrebin Hükmü Yükselmekte / Kuşlar Cinayeti Çabuk Unuttu 2
DEMOS YAYINLARI
Nurlan Nazlı Kaya
Ürünü İncele
Romanın dili akıcı; sayfalar hızla ilerliyor. Fakat asıl etkileyici olan, alt metindeki semboller ve göndermeler. “Akrep” metaforu özellikle dikkat çekici. Yükselmekte olan bir akrep… Güç kazanan ama aynı zamanda zehrini de büyüten bir varlık gibi. Bu sembol üzerinden güç, iktidar ve insanın karanlık tarafı üzerine düşündüm. İnsan gerçekten yükseldikçe mi değişir, yoksa içindeki zehir zaten orada mıdır? Bazı yerlerde hikâyenin masalsı yönü ağır basıyor; bu da okuru gerçeklikten biraz uzaklaştırabiliyor. Ancak ben bunu bir eksiklikten çok, yazarın kurduğu evrenin bilinçli bir tercihi olarak gördüm. Çünkü bu evren, doğrudan bugünü anlatmasa da bugüne dair çok şey söylüyor. Kitabın sonu ise bende bir tamamlanmışlık hissinden çok bir merak duygusu bıraktı. Sanki hikâye bitmedi, sadece başka bir kapı aralandı. Bu da serinin devamını istememe neden oldu.
Bahçıvan ve Ölüm
METİS YAYINLARI
Georgi Gospodinov
Ürünü İncele
Bahçıvan ve Ölüm, bir evladın babasına veda ederken tuttuğu sessiz bir yas defteri gibi. Gürültüsüz, gösterişsiz ama kalbe doğrudan dokunan bir anlatı. Ölüm burada ani bir son değil; yavaş yavaş yaklaşan, zamanı daraltan ve sevgiyi daha görünür kılan bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, babasının hastalık sürecini anlatırken acıyı büyütmüyor; tam tersine sadeleştirerek derinleştiriyor. Bahçıvan figürü, sabrı, toprağa ve hayata olan bağlılığı simgelerken; ölüm bu düzenin kaçınılmaz misafiri oluyor. Okur, satırlar arasında hem vedaya hem de kabullenişe tanıklık ediyor. Kısa ama ağır bir kitap. Okuyup bitiriyorsunuz ama hissettirdikleri uzun süre sizinle kalıyor. Özellikle bir anne ya da baba kaybına dokunmuşsanız, bu kitap sessizce yanınıza oturuyor.
Kramer Kramer'a Karşı
SALTOKUR
Avery Corman
Ürünü İncele
Kramer Kramere Karşı, bir evliliğin bitişinden sonra bir babanın oğluna tutunarak yeniden var olma çabasını anlatan içten bir hikâye. Boşanmanın ardından kalan sessizlikte, sorumlulukla sevginin nasıl yavaş yavaş öğrenildiğine tanıklık ediyoruz. Ted Kramer, oğluyla birlikte büyüyen bir baba. Başta beceriksizlik, öfke ve şaşkınlık var; zamanla yerini emek, alışkanlık ve derin bir bağ alıyor. Kitap, “iyi ebeveyn olmak” kavramını yargılamadan ele alıyor ve sevginin kusursuzluktan değil, devamlılıktan doğduğunu hatırlatıyor. Bu hikâye bir velayet davasından çok daha fazlası. Kaybetmenin, vazgeçmenin ve yeniden bağ kurmanın romanı. Sessiz ama sarsıcı. Bitince, geride bir çocuğun elini bırakmamak gerektiği duygusu kalıyor.
Stepford Kadınları
İTHAKİ YAYINLARI
Ira Levin
Ürünü İncele
Stepford Kadınları, ilk bakışta sıradan bir kasaba hikâyesi gibi görünse de, toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın kimliği üzerine oldukça çarpıcı bir eleştiri sunuyor. Okudukça huzursuzluk hissi giderek artıyor ve bu gerilim, kitabın en güçlü yönü hâline geliyor. Kadınlardan beklenen “kusursuz eş” ve “kusursuz ev kadını” anlayışını sert ama sade bir dille sorguluyor. Kısa bir roman olmasına rağmen verdiği mesaj oldukça güçlü. Finali ise insanı uzun süre düşündürüyor; özgür iradenin, bireyselliğin ve eşitliğin değerini yeniden hatırlatıyor. Bence etkisini sayfa sayısından değil, okurda bıraktığı rahatsız edici sorulardan alan, zamana meydan okuyan bir eserdi.