Halil Korkmaz

Mesaj Gönder

Yorumları

9Yorum
Varlık Vergisi ve Türkleştirme Politikaları
ARAS YAYINCILIK
Ayhan Aktar
Ürünü İncele
Varlık Vergisi adı altında yapılan hukuksuzluk ve zulmün Hitler faşizmine özentiden kaynaklandığı eserde açıkça öne serilmektedir. Fakat ülkenin çalışan, üreten kesimlerinin mallarının devlet - iktidarın etrafına kümelenmiş çeteler tarafından gasp edilmesi, aynı zamanda altın yumurtlayan tavuğun kesilmesi olduğu da inkâr götürmez. Zira bu aptalca ve faşizan uygulamayla zaten sermaye sıkıntısı çeken ülkede mevcut sermaye de kaçıyor ve Türkiye Marshall Planı ve Marshall Yardımı tuzağına çekilerek, yarı sömürge durumuna düşüyor. 1950’den sonra ülkemizin Ankara’dan değil de Washington, Telaviv, Brüksel’den yönetilmesinde Ermeni Tehciri, Varlık Vergisi, 6/7 Eylül Olayları gibi faşizan uygulamaların payı herhalde inkâr edilemez. Ayakta kalabilmek faşist diktatörlerin daima bir “öteki”ne ihtiyaç duymaları sebebiyle tarihimizin her döneminde “ötekiler” hiç eksik olmadı maalesef.
Unutamadığım
KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY)
Sezai Köse
Ürünü İncele
Sezai Köse’nin ilk romanı olan Unut(a)madığım, baştan sona beklenmedik, aniden gelişen, sıra dışı ve şaşırtıcı olaylarla örülü bir roman. Önde hüzünlü ve umutsuz bir aşk, arka planda ise, ahlaki çöküntüyle başlayan, zincirleme cinayetler… Bu yönüyle de bu kitabı, son yıllarda ülkemizde görülen mafyalaşma, asayişsizlik, ekonomik ve ahlaki çöküntüyle uyumlu, zamanın ruhunu yakalamış bir roman olarak görmek mümkün. Sürükleyici ve sıkılmadan okunabilecek bir roman.
Yassıada'da Yaptırılmayan Savunmalar
DOĞAN KİTAP
Hulusi Turgut
Ürünü İncele
Amerika öteden beri, pis ve karanlık işlerinde kullandığı proje elemanları, "konuşurda aramızdaki ilişki deşifre olur" diye bu tür operayonlarla ortadan kaldırır. Menderes oradan sağ çıkmayacağını biliyordu. Buna rağmen neden konuşmadığı, gerçekleri anlatmadığını şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü Amerika'nın Türkiye'de proje adamları kullanma planı devam ediyordu. Dolayısıyla da Menderes istese de herhalde onu konuşturmazlardı.
Yemen Sızısı
BİLGEOĞUZ YAYINLARI
Mehmet Sami Şepitçi
Ürünü İncele
1517’de Yavuz’un Mısır’la birlikte Halife de oluşuyla sözde Osmanlı’ya geçen Yemen’de, 1919’a kadar, yaklaşık beş yüz bin Osmanlı askeri şehit olmuştu. Dünya nüfusunun 600 milyon civarı olduğu o yıllarda ne olmuştu da 500 bin insanımız Yemen’de ölmüştü? Bunlara belki de “öldü” demek bile doğru değildi. Zira Yemen “gidenin gelmediği yer”dir. Gencecik insanlar gidiyor, “öldü” haberi de dâhil, onlardan bir daha da hiçbir haber alınamıyor. Ve on, yirmi, otuz yıl geçince de onu öldü sayıyorsunuz. İşte Şepitçi tüm bu soruların cevapları ve daha fazlasını kitabında anlatıyor. Anlatmakla da kalmıyor, sanki “Asker Ağa” dedesinin ağzından Hudeyde–Cizan–Sana-Taiz şehirleri, Mefhak–Cahiliyye-Huş kaleleri, Şuûb–Hıraz-Mafke dağları, Yazil Köprüsü, Timsah Gölü, Süveyş Kanlı’na götürüyor. Ve bu kitabı bitirdiğinizde "Yemen hakkında ben hiç bir şey bilmiyormuşum" diyor, eğer hâlâ takatiniz kaldıysa da şu Yemen türküsünü mırıldanarak derin düşüncelere dalıyorsunuz.
İslam'da Ganimet ve Cariyelik & Osmanlı Sistemine İçeriden Bir Eleştiri
İSAR
Şehzade Korkud
Ürünü İncele
Kitabın tanıtımında, sanki Şehzade Korkud hür insanların evlerinin basılıp, erkeklerin köle, kadınların cariye olarak satılması, satılmakla da kalmayıp bir de onlarla cinsel ilişkide bulunulmasını doğru bulmuyor, eleştiride bulunuyor gibi bir hava estirilmiş. Bu kesinlikle doğru değil. Şehzade Korkud kitabında insanların alınıp satılmasına, çocuk yaşındaki kızların parayla alınıp, şayet paran var ve alabiliyorsan onlardan yüzlercesiyle cinsel ilişkiye girilmesine karşı değil, sadece cariyelerin paylaşımda bazı usul hataları yapıldığı için, bu cariyelerle cinsel ilişkinin, dinen sakıncalarından bahsediyor.
KY-1480805
KY-1480805 28 Temmuz 2020 Kölelik hukuku , milletlerarası mütekabiliyet prensibi gözardı edilerek anlaşılamaz.İslam'da kolelere,efendilerin yediklerinden yedirmesi gibi haklar verilmiş ve süreç içinde köleliğin tamamen kaldırılacağı sağlam bir zemin hazırlanmıştır.
Kahirenin mor gülü
Kahirenin mor gülü 05 Ağustos 2026
Kölelik ve cariyelik her toplumda ve her çağda mevcut bir sistem maalesef. Sadece Osmanlıda müslüman dünyada olan birşey değildi. Kıbrıs'ın işgalinde İngilizler 6 bin Türk kadınını çeşitli yerlere cariye olarak sattılar. Fransa Mısır'da binlerce kadını ganimet olarak Fransa'ya götürdü. Amerikada kölelik 1960 li yıllara kadar vardı. Ama bizi dünyanın geri kalanından ayıran şey bizim kölelere karşı kendimize sorumluluk ve kurallar koymamızdır. Ve kölelere yapılan haksızlıklara ceza verilmesidir. Bunu başka yerde bulamazsınız. Tâbi kölelik sistemini savunmuyorum ama maalesef kölelik savaşların sonunda ödenen bir bedeldir. Şu anda olmuyor mu sanıyorsunuz? İşgal altındaki Japonya'da Okinawa üssündeki Amerikan askerlerinin tecavüz olayları binleri bulduğu halde yanlarına kalıyor. Bu da bir nevi kölelik değil mi?
1 2