HacerSC

Mesaj Gönder

Kazandığı Rozetler

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilge
Bilge
Kaşif
Kaşif

Yorumları

83Yorum
17 Haziran
TİMAŞ YAYINLARI
Alex Schulman
Ürünü İncele
Bazı kitaplar büyük finallerle değil, içimizde yıllardır taşıdığımız sessiz sızılarla etkiler. Alex Schulman'ın 17 Haziran romanı da bunlardan biri. 44 yaşındaki Vidar'ın çocukluğunun yazlık evine ait bir telefon numarası bulmasıyla başlayan hikâye, fantastik bir zaman yolculuğundan çok geçmişle psikolojik bir yüzleşmeye dönüşüyor. En çarpıcı ayrıntı ise dilde saklı: Vidar, annesi, babası ve ablasından aidiyetle söz ederken sekiz yaşındaki kendisi için asla "ben" demiyor, yalnızca "çocuk" diyor. Bu tercih, çocukluk travmasının yarattığı yabancılaşmayı güçlü biçimde hissettiriyor. Yetişkin Vidar'ın o "çocuğa" şefkatle yaklaşması ise aslında kendi yaralarını onarma çabası. 17 Haziran, büyük sürprizlerden çok psikolojik derinliğiyle öne çıkan, sessiz ama kalıcı bir etki bırakan bir roman.
Iza'nın Şarkısı
YAPI KREDİ YAYINLARI
Magda Szabo
Ürünü İncele
Eşini kaybeden Etelka’nın taşradan Budapeşte’ye,kızının yanına gelişiyle birlikte yalnızca yaşam düzeni değil,anne-kız arasındaki görünmez mesafeler de değişmeye başlıyor. Roman boyunca yaşlılığın insana hissettirdiği kırılganlığa ve kişinin kendi hayatında fazlalığa dönüşme korkusuna tanıklık ediyoruz. İnsan bazen en yakınının yanında bile kendine ait bir yer bulamıyor. Anne ile kızın ortak kaybı onları yakınlaştırmak yerine daha da uzaklaştırıyor sanki.Kitap boyunca şu soruyu düşündüm: Bir insanın iyiliğini istediğimizi düşünerek onun adına karar verebilir miyiz? Fedakârlık sandığımız şeyler gerçekten karşı tarafın ihtiyacı mı,yoksa kendi doğrularımız mı? Iza’nın düzenli ve kontrollü yaşamı dikkat çekiciydi.Kusursuzluk arttıkça duygular daha görünmez oluyordu sanki. Antal ise bana en sahici gelen karakterdi.Kitap boyunca iyi kimdi, kötü kimdi sorusunun cevabını bulamadım.Çünkü bazen insanlar kötü oldukları için değil, sevmeyi farklı bildikleri için birbirlerini incitiyorlar.
Nadide Adalet
KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY)
Serhat Kaya
Ürünü İncele
Nadide, on altı yaşında zorla evlendirilmiş ve şiddet gören bir kadın. Çocuklarına kadar uzanan bu zulüm, onu eşini öldürmeye kadar sürükler. Cezaevinde tanıştığı Caspara sayesinde gassallığa yönelir; yaşamla ölüm arasında kendi hikâyesinin yükünü taşır. Hikâye başka bir coğrafyada, Türk olmayan karakterler arasında geçiyormuş gibi hissettiriyor. Okurken sanki İranlı bir kadın yazarın kaleminden çıkmış gibi geliyor; dilin gücü ve karakterlerin derinliği sizi içine çekiyor. Evlatları için mücadele eden bir annenin, onlardan ayrı kaldığında yaşadığı acı, Nadide’yi zayıflatmak yerine onu güçlendiriyor. “Ölen de öldürülen de kadındı.” Kadınlar hep savaşıyor; canı, namusu ve adalet için… Roman, kadının ve insanlığın adalet arayışını anlatıyor. 2022’de Tahran’da öldürülen Mahsa Amini’ye ithaf edilmiş bu eser, derinden sarsıyor ve uzun süre unutamayacağınız bir deneyim sunuyor. Bitince aklınızdan tek şey geçiyor: keşke bu kadar can yakmasaydı.
Altı Harfli Bir Tatlı
DOĞAN KİTAP
Şermin Yaşar
Ürünü İncele
Meltem, annesiz ve babasız büyüyen bir çocuk; yalnızlığa itilmiş, sonra onu kendi seçmiş. Selimiye Teyze ise hayatın zorluklarıyla sınanmış, sevgiyi yakalasa da kayıplar içinde sessizce yaşlanan bir kadın. İki yalnız kadın, farklı kuşaklar… Biri kalabalık şehirde kaybolmuş, diğeri sessizliğin içinde. Yazar olayları dramatize etmiyor; hüzün sessiz ama derin. Sayfa sayısı az olsa da okuma ağır ilerliyor ve okuyucuda damakta buruk bir tat bırakıyor. Herkesin yaraları var; bu kitap, sessizce dokunan, insanın içindeki eksiklikleri fark ettiren bir hikâye. Sevdiklerimizle, kaybettiklerimizle ve kendi yalnızlıklarımızla yüzleşmek isteyen herkes için. Bir kitaptan çok, içimize dokunan bir sessizlik…
Mostar'dan Osmanlı'ya / Sefergüzin
KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY)
Ayşe Rumeysa Kılıçarslan
Ürünü İncele
“Geçmişe yolculuk mümkün mü?” sorusuyla başlayan hikâye, hat sanatçısı Nihan’ın kütüphanede bulduğu gizemli bir notla masalsı bir yolculuğa dönüşüyor. Kendini Mostar’da, Gülriba’nın dedesine ait zambak kokulu bir evde bulan Nihan; 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz döneminden Sultan II. Abdülhamid Han devrine uzanan tarihî kesitlere, görerek ve işiterek tanıklık ediyor. Kitabın arka kapağında da vurgulandığı gibi, masalsı anlatım eserin genel atmosferine hâkim. Romanın tarihî arka planı kurguya doğal bir biçimde yedirilmiş; olaylar didaktik olmadan, okuru yormadan ve düşündürerek aktarılıyor. Bosna ve Filistin’de Müslümanlara yapılan zulümler bu arka plan içinde etkileyici şekilde ele alınıyor. Gülriba ile Nihan arasında geçen sohbetler ise okurun yüzünde içten bir gülümseme bırakıyor. Bazı bölümleri masal gibi, bazı bölümleri ise insanın içini acıtacak kadar gerçekti. Nahif, sade ve rahatlatıcı bir dil… Tarih ve kurgu sevenler için anlamlı bir okuma.